Bakara
Ayet: 40Sayfa: 6
Ey İsrâîloğulları! Size bahşettiğim nimetlerimi hatırlayın. Ve bana olan sözünüze bağlı kalın ki ben de size olan sözüme bağlı kalayım. Ve yalnızca benden korkun.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 40Sayfa: 6
Ey İsrâîloğulları! Size bahşettiğim nimetlerimi hatırlayın. Ve bana olan sözünüze bağlı kalın ki ben de size olan sözüme bağlı kalayım. Ve yalnızca benden korkun.
Ayet: 83Sayfa: 11
(Hatırlayın!) Hani biz İsrâîloğullarından, “Yalnızca Allah’a ibadet edin, anne babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve miskinlere/ihtiyaç sahibi yoksullara iyilik yapın. İnsanlara güzel söz söyleyin. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin.” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç sözünüzden döndünüz ve hâlâ yüz çevirmeye devam etmektesiniz.
Ayet: 84Sayfa: 12
(Hatırlayın!) Hani sizden, “Birbirinizin kanını dökmeyin ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın.” diye söz almıştık. Sonra sizler (verdiğiniz sözü) ikrar ettiniz ve hâlâ da (bu sözü verdiğinize) şahitlik etmektesiniz.
Ayet: 85Sayfa: 12
Sonra sizler (söz vermenize rağmen) birbirinizi öldürüyor, bir kısmınız bir kısmınızı yurtlarından çıkarıyor, günah ve haddi aşmada onların aleyhine yardımlaşıyorsunuz. (Dindaşlarınız) size esir olarak geldiğinde onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmasına rağmen (serbest bırakma karşılığında) fidye alıyorsunuz. Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında rezil rüsva olmaktan başka bir şey değildir. Ahiret Günü’nde de azabın en çetinine uğrayacaklardır. Allah sizin yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ayet: 86Sayfa: 12
Bunlar öyle kimselerdir ki ahiretlerini dünya hayatı karşılığında satmışlardır. Onlardan azap hafifletilmeyecek, onlara yardım da edilmeyecektir.
Ayet: 87Sayfa: 12
Andolsun ki Mûsâ’ya Kitab’ı verdik ve onun ardından peş peşe resûller gönderdik. Meryem oğlu Îsâ’ya da apaçık deliller verdik ve onu Rûhu’l Kudus’le (Cibrîl’le) destekledik. Resûl, hevanıza uygun olmayan bir şey getirdiğinde her seferinde büyüklenecek, (o resûllerin) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını öldürecek misiniz?
Ayet: 88Sayfa: 12
Dediler ki: “Kalplerimiz, (senin anlattıklarına karşı) kılıflıdır/kapalıdır.” (Hayır, öyle değil!) Bilakis, Allah küfürleri nedeniyle onlara lanet etmiştir. (Bu nedenle) pek az iman ederler.
Ayet: 89Sayfa: 13
Allah katından onlara, yanlarındaki (Tevrât’ı) doğrulayıcı Kitap geldiği zaman -oysa daha önceleri kâfirlere karşı (bu kitapla) zafer kazanmayı umuyorlardı- işte bildikleri o şey kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın laneti kâfirlerin üzerine olsun.
Ayet: 90Sayfa: 13
Allah’ın, dilediği kuluna fazlından (lütuf olarak) indirdiği Kitab’ı kıskançlık/azgınlık yaparak inkâr etmeleri, kendileri için satın aldıkları ne kötü şeydir! (Böyle yapmakla) gazap üstüne gazaba uğradılar. (Ahirette de) kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.
Ayet: 91Sayfa: 13
Onlara, “Allah’ın indirdiğine iman edin.” denildiği zaman derler ki: “Biz, bize indirilene iman ederiz.” Yanlarında olanı doğrulayıp hak olmasına rağmen onun arkasından geleni (Kur’ân’ı) inkâr ederler. De ki: “Madem inanıyordunuz öyleyse bundan önce ne diye Allah’ın nebilerini öldürdünüz?”
Ayet: 92Sayfa: 13
Andolsun ki Mûsâ size apaçık delillerle geldi. Sonra sizler onun ardından buzağıyı (ilah) edindiniz. İşte sizler böyle zalimlersiniz.
Ayet: 93Sayfa: 13
(Hatırlayın!) Hani sizden söz almış ve Tûr Dağı’nı tepenizde yükseltmiştik. “Size verdiğimiz (Kitab’a) kuvvetle yapışın ve söz dinleyin.” demiştik. Demişlerdi ki: “İşittik ve isyan ettik.” Küfürleri sebebiyle buzağı sevgisi onların kalplerine içirilmişti/kalpleri buzağı sevgisiyle dolup taşmıştı. De ki: “Şayet müminseniz, imanınız size ne kötü bir şey emrediyor!”
Ayet: 94Sayfa: 14
De ki: “Şayet Allah indinde ahiret hayatı insanlara değil, yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğruysanız ölümü temenni edin (bakalım)!”
Ayet: 95Sayfa: 14
Elleriyle (yapıp) takdim ettiklerinden dolayı ölümü hiçbir zaman temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri bilmektedir.
Ayet: 96Sayfa: 14
Andolsun ki onları dünya hayatına karşı en istekli/hırslı olanlar olarak bulacaksın. (Öyle ki) dünyaya müşriklerden bile daha düşkünlerdir. Onlardan her biri bin sene yaşamak ister. Onlara bu kadar ömür verilmesi onları azaptan kurtaracak değildir. Allah onların yaptıklarını görendir.
Ayet: 97Sayfa: 14
De ki: “Kim Cibrîl’e düşmanlık ederse (bilsin ki) önünde olan (Kitapları) doğrulayıcı, müminlere hidayet kaynağı ve müjde olan (Kur’ân’ı) Allah’ın izniyle senin kalbine indiren odur.”
Ayet: 98Sayfa: 14
Kim de Allah’a, meleklerine, resûllerine, Cibrîl’e ve Mikail’e düşmanlık ederse şüphesiz ki Allah, kâfirlerin düşmanıdır.
Ayet: 99Sayfa: 14
Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. (O ayetleri) fasıklardan başkası inkâr etmez.
Ayet: 100Sayfa: 14
Her söz verdiklerinde onlardan bir grup sözünü bozmadı mı? (Hayır, öyle değil!) Aslında onların çoğu iman etmezler.
Ayet: 101Sayfa: 14
Allah katından, yanlarında olan Kitab’ı doğrulayan bir resûl kendilerine geldiğinde, kendilerine Kitap verilenlerden bir grup bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı sırtlarının gerisine attılar.
Ayet: 102Sayfa: 15
(Ve tuttular,) şeytanların Suleymân’ın mülkü üzerine uydurdukları (batıl yalanların) peşine takıldılar. Suleymân kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular. İnsanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe, Hârût ve Mârût’a indirilen şeyleri öğretiyorlardı. “Biz ancak bir imtihanız/dinin için fitneyiz. Sakın küfre girme.” demeden kimseye onu öğretmiyorlardı. Onlardan kadınla kocanın arasını ayıracak (sihri) öğreniyorlardı. Allah’ın izni olmadan o (sihirle) kimseye zarar verecek değillerdir. (Hakikatte) onlara zarar verip faydası olmayan bir şey öğreniyorlardı. Andolsun ki (o sihri) satın alanın ahirette hiçbir nasibinin olmadığını çok iyi biliyorlardı. Nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
Ayet: 103Sayfa: 15
Şayet onlar, iman edip (sihirden) sakınacak olsalardı Allah katında elde edecekleri mükâfat daha hayırlı olurdu. Keşke bilselerdi!
Ayet: 122Sayfa: 18
Ey İsrâîloğulları! Size bahşettiğim nimetlerimi ve sizi âlemlere üstün/faziletli kıldığımı hatırlayın.
Ayet: 211Sayfa: 32
Sor (bakalım) İsrâîloğullarına, onlara nice açık ayetler vermişizdir. Kim de kendisine geldikten sonra Allah’ın nimetlerini değiştirirse şüphesiz ki Allah, cezası çetin olandır.
Ayet: 246Sayfa: 39
Mûsâ’dan sonra İsrâîloğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Hani onlar nebilerine demişlerdi ki: “Bize bir komutan tayin et, (onun komutanlığında) Allah yolunda savaşalım.” O da demişti ki: “Ya savaş size farz kılındıktan sonra savaşmazsanız?” Demişlerdi ki: “Biz yurtlarımızdan sürülmüş ve evlatlarımızdan menedilmişken nasıl olur da Allah yolunda savaşmayız?” Savaş onlara farz kılınınca azı hariç (savaşmaktan imtina ederek Allah’ın emrinden) yüz çevirdiler. Allah, zalimleri bilendir.
Ayet: 93Sayfa: 61
Tevrât inmeden önce İsrâîl’in/Ya’kûb’un kendisine haram kıldığı hariç tüm yiyecekler İsrâîloğullarına helaldi. De ki: “Şayet doğrulardansanız getirin de Tevrât’ı okuyun!”
Ayet: 12Sayfa: 108
Andolsun ki Allah, İsrâîloğullarından söz almıştı ve onların arasından on iki temsilci tayin etmiştik. Allah demişti ki: “Şüphesiz ki ben, sizinle beraberim. Şayet namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, resûllerime iman eder, onları destekler ve Allah’a güzel bir borç verirseniz sizin kusurlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Sizden her kim bundan sonra küfre girerse elbette, dosdoğru yoldan sapmış olur.”
Ayet: 32Sayfa: 112
Bundan dolayı İsrâîloğullarına (şöyle) yazdık: Kim bir nefsi başka bir nefse ya da yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmaksızın öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kim de (meşru bir sebep olmadığı için öldürmeyi terk ederek) onu ihya ederse bütün insanlığı ihya etmiş gibi olur. Andolsun ki resûllerimiz apaçık delillerle onlara geldi. Bundan sonra onların birçoğu, bunun ardından yeryüzünde taşkınlık etmektedir.
Ayet: 70Sayfa: 118
Andolsun ki İsrâîloğullarından söz aldık ve onlara resûller gönderdik. Her ne zaman bir resûl hevalarına/arzularına uymayan bir şeyle onlara geldiyse bir grubu yalanladılar, bir grubu da öldürdüler.
Ayet: 72Sayfa: 119
Andolsun ki, “Allah, Meryem oğlu Mesîh’tir.” diyenler kâfir olmuştur. (Oysa) Mesîh demişti ki: “Ey İsrâîloğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Şüphesiz ki kim Allah’a şirk koşarsa Allah cenneti ona haram kılar. Onun barınağı ateştir. Zalimler için yardımcı da yoktur.”
Ayet: 110Sayfa: 125
(O zaman) Allah diyecek ki: “Ey Meryem oğlu Îsâ! Senin ve annenin üzerindeki nimetlerimi hatırla. Hani seni Rûhu’l Kudus (Cibrîl) ile desteklemiştim. Hem beşikte hem de yaşlılıkta insanlarla konuşuyordun. Hani sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrât’ı ve İncîl’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş suretinde bir şey yapıyordun, sonra ona üflüyordun. O da benim izin vermemle (canlı) bir kuş oluyordu. İznimle kör ve alaca hastasını iyileştiriyordun. İznimle ölüleri (kabirlerinden diri olarak) çıkarıyordun. İsrâîloğullarına apaçık delillerle geldiğinde onlardan kâfir olanlar, ‘Bu apaçık bir sihirdir.’ demişlerdi de onları senden engelleyerek (seni korumuştum).”
Ayet: 4Sayfa: 281
Kitap’ta İsrâîloğullarına şu hükmü de verdik: Hiç şüphesiz, yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacak ve büyük bir kibirle azgınlaşacaksınız.
Ayet: 101Sayfa: 291
Andolsun ki Mûsâ’ya, dokuz apaçık ayet/mucize verdik. Sor İsrâîloğullarına! Hani (Mûsâ) onlara geldiğinde Firavun ona, “Ey Mûsâ! Ben, senin kesinlikle büyülenmiş biri olduğuna inanıyorum.” demişti.
Ayet: 104Sayfa: 291
Sonra onun ardından İsrâîloğullarına buyurduk ki: “Oraya siz yerleşin. Ahiret vaadi geldiğinde, hepinizi bir araya getiririz.”
Ayet: 197Sayfa: 374
İsrâîloğulları âlimlerinin (Kur’ân’ı) tanıması, onlar için bir ayet/delil değil midir?
Ayet: 76Sayfa: 382
Kuşkusuz bu Kur’ân, İsrâîloğullarının anlaşmazlığa düştüğü çoğu konuyu onlara anlatıp (açıklar).
Ayet: 23Sayfa: 416
Andolsun ki Mûsâ’ya Kitab’ı verdik. Sen onunla karşılaşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu, İsrâîloğulları için hidayet kıldık.
Ayet: 16Sayfa: 499
Andolsun ki İsrâîloğullarına Kitab’ı, hükmü ve nübüvveti verdik. Onları temiz şeylerle rızıklandırdık ve onları âlemlere üstün kıldık.
Ayet: 17Sayfa: 499
Onlara (helal ve haramları içeren) emirden apaçık deliller verdik. Kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık/kıskançlık/bir diğer gruba üstünlük sağlama isteği nedeniyle ihtilaf ettiler. Rabbin, Kıyamet Günü, ihtilaf ettikleri konularda aralarında hükmedecektir.
Ayet: 10Sayfa: 502
De ki: “Görüşünüz nedir? (Söyler misiniz?) Şayet (o Kur’ân) Allah’ın katındansa ve siz de onu inkâr etmişseniz; İsrâîloğullarından bir şahit, onun bir benzeri üzerine şahitlik edip iman etmiş ve siz de büyüklenmişseniz (o takdirde sizden daha sapık kim olabilir)?” Şüphesiz ki Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.