A'râf
Ayet: 61Sayfa: 157
Demişti ki: “Ey kavmim! Bende sapıklık yok. Lakin ben âlemlerin Rabbi olan (Allah tarafından gönderilmiş) bir elçiyim.”
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 61Sayfa: 157
Demişti ki: “Ey kavmim! Bende sapıklık yok. Lakin ben âlemlerin Rabbi olan (Allah tarafından gönderilmiş) bir elçiyim.”
Ayet: 62Sayfa: 157
“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve size nasihat ediyorum. Ve ben, Allah’tan (bana gelen vahiy sayesinde) sizin bilmediklerinizi biliyorum.”
Ayet: 63Sayfa: 157
“Sizi uyaran, sakınıp korkasınız diye (öğüt veren) ve merhamet olunursunuz diye sizin içinizden bir adama Rabbinizden bir zikir/hatırlatma geldi diye mi şaşırdınız?”
Ayet: 64Sayfa: 157
Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. (Çünkü) onlar (hakikatleri görmeyen) kör bir kavimdi.
Ayet: 65Sayfa: 157
Âd Kavmi’ne de kardeşleri Hûd’u (peygamber olarak gönderdik). Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin. Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) bir ilahınız yoktur. Korkup sakınmayacak mısınız?”
Ayet: 66Sayfa: 157
Kavminin önde gelenlerinden kâfir olanlar demişlerdi ki: “Seni kıt akıllı biri olarak görüyor ve kesinlikle senin yalancı biri olduğunu sanıyoruz.”
Ayet: 67Sayfa: 157
Demişti ki: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yoktur. Fakat ben âlemlerin Rabbi (tarafından gönderilmiş) bir elçiyim.”
Ayet: 68Sayfa: 158
“Size Rabbimin risaletini/mesajlarını iletiyorum ve ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.”
Ayet: 69Sayfa: 158
“İçinizden bir adama, sizi uyarması için Rabbinizden bir zikir/hatırlatma gelmesine mi şaşırdınız? Hatırlayın! Hani (Allah) sizleri Nûh Kavmi’nden sonra halifeler kılmış ve (boy, pos, güç ve kuvvet vererek) yaradılışta genişlik ihsan etmişti. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”
Ayet: 70Sayfa: 158
Demişlerdi ki: “Bir tek Allah’a ibadet edelim ve babalarımızın ibadet ettiği (ilahları) bırakalım diye mi bize geldin? Şayet doğru sözlüysen vadettiğin (azabı) getir (bakalım)!”
Ayet: 71Sayfa: 158
Gerçekten Rabbinizden size şiddetli bir azap ve öfke gelecektir. Sizin ve babalarınızın isimlendirdiği ve Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği şu isimler hakkında benimle tartışacak mısınız? Bekleyin (bakalım)! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
Ayet: 72Sayfa: 158
Onu ve onunla beraber olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ise (kökünü kurutarak) arkalarını kestik. Onlar mümin de değillerdi.
Ayet: 70Sayfa: 197
Onlara kendilerinden önce (yaşamış olan) Nûh, Âd, Semûd ve İbrâhîm kavimlerinin, Medyen ahalisi ve (yerleşim yerlerinin altı üstüne getirilmiş/çevrilmiş) Mu’tefikat’ın haberleri gelmedi mi? Resûlleri onlara apaçık delillerle geldiler. Allah onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendilerine zulmetmektelerdi.
Ayet: 50Sayfa: 226
Âd (Kavmi’ne de) kardeşleri Hûd’u (gönderdik). Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin. Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilahınız yoktur. Siz yalnızca iftiracılarsınız.”
Ayet: 51Sayfa: 226
“Ey kavmim! Sizden (davetim karşılığında) bir ücret talep etmiyorum. Benim ücretim beni yaratan (Allah)’a aittir. Akletmez misiniz?”
Ayet: 52Sayfa: 226
“Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. Sonra da O’na tevbe edin ki yağmur dolu semayı üzerinize göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın. (Sakın) suçlu günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.”
Ayet: 53Sayfa: 226
Demişlerdi ki: “Ey Hûd! Bize apaçık bir belge/delil getirmedin. Senin sözünle ilahlarımızı bırakacak ve sana iman edecek değiliz.”
Ayet: 54Sayfa: 227
“Sana sadece şunu deriz: ‘İlahlarımızdan bazısı seni fena çarpmış.’ ” Demişti ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki ben ortak koştuklarınızdan berîyim.”
Ayet: 55Sayfa: 227
“(Allah’a ibadet ettiğinizi de iddia ediyorsunuz ya!) Allah dışındaki (tüm ibadet ettiklerinizden de uzağım). Hep beraber bana tuzak kurun (ve tuzağın gereğini yapmayı da) ertelemeyin/bana göz açtırmayın.”
Ayet: 56Sayfa: 227
“Hiç şüphesiz ben, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hareket eden her canlıyı perçeminden tutan (kontrol edip yönlendiren) O’dur. Şüphesiz ki Rabbim, dosdoğru yol üzeredir.”
Ayet: 57Sayfa: 227
“Şayet yüz çevirecek olursanız, kendisiyle gönderildiğim mesajı size ilettim. Rabbim sizin yerinize başka bir topluluğu getirir ve siz O’na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyi gözetleyip koruyandır.”
Ayet: 58Sayfa: 227
Ne zaman ki emrimiz geldi, Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri yanımızdan bir rahmetle kurtardık. (Gerçekten) onları, çok ağır bir azaptan kurtardık.
Ayet: 59Sayfa: 227
İşte Âd Kavmi! Rabblerinin ayetlerini inkâr ettiler ve O’nun resûllerine isyan ettiler. (Allah’ı ve resûlünü bırakıp) her inatçı zorbanın emrine uydular.
Ayet: 60Sayfa: 227
Bu dünyada da ahirette de lanete tabi tutuldular. Dikkat edin! Şüphesiz ki Âd Kavmi, Rabblerini inkâr ettiler. Dikkat edin! Hûd’un kavmi olan Âd (Allah’ın rahmetinden) uzaklaştırıldı.
Ayet: 9Sayfa: 255
Size, sizden önce (yaşayan) Nûh, Âd ve Semûd Kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilmez. Resûlleri onlara apaçık delillerle geldiler. (Resûlleri susturmak için) ellerini ağızlarına götürdüler ve dediler ki: “Hiç şüphesiz biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr ettik. Ve hiç şüphesiz, bizi davet ettiğiniz şey hakkında da huzursuzluk veren bir şüphe içerisindeyiz.”
Ayet: 42Sayfa: 336
Şayet seni yalanlıyorlarsa hiç şüphesiz, onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd Kavimleri de yalanlamışlardı.
Ayet: 38Sayfa: 362
Âd, Semûd, Ress halkı ve bunların arasında (yaşamış) nice kavimleri de (helak ettik).
Ayet: 123Sayfa: 371
Âd (Kavmi), gönderilen resûlleri yalanladı.
Ayet: 124Sayfa: 371
Hani kardeşleri Hûd onlara, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.
Ayet: 125Sayfa: 371
“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.”
Ayet: 126Sayfa: 371
“(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.”
Ayet: 127Sayfa: 371
“Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim âlemlerin Rabbi olan (Allah’)a aittir.”
Ayet: 128Sayfa: 371
“Her yüksek yere bir bina inşa edip eğleniyor musunuz?”
Ayet: 129Sayfa: 371
“Ebedî kalmak umuduyla yapılar inşa edip duruyor musunuz?”
Ayet: 130Sayfa: 371
“Ele geçirdiğiniz (insanları) zorbalıkla mı yakalıyorsunuz?”
Ayet: 131Sayfa: 371
“Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.”
Ayet: 132Sayfa: 371
“Size, bildiğiniz (güzelliklerle) destek veren (Allah’tan) korkup sakının.”
Ayet: 133Sayfa: 371
“Size hayvanlar ve çocuklarla destek verdi.”
Ayet: 134Sayfa: 371
“Bahçeler ve su kaynaklarıyla…”
Ayet: 135Sayfa: 371
“Ben, sizler için büyük günün azabından endişe ediyorum.”
Ayet: 136Sayfa: 371
Demişlerdi ki: “Öğüt versen de vermesen de bizim için fark etmez.”
Ayet: 137Sayfa: 372
“Bu, yalnızca eskilerin âdetidir/geleneğidir. (İnsanlar yaşar ve ölür, ötesi yok.)”
Ayet: 138Sayfa: 372
“Biz, azap görecek değiliz.”
Ayet: 139Sayfa: 372
Onu yalanladılar, biz de onları helak ettik. Şüphesiz ki bunda, (Allah’ın dostlarına yardım edip düşmanları helak edeceğine dair) ayet vardır. Onların çoğu mümin değildir.
Ayet: 140Sayfa: 372
Şüphesiz ki senin Rabbin, (evet,) O (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir.
Ayet: 38Sayfa: 399
Âd ve Semûd’u da (helak ettik). Onların oturdukları yerler(in harabelerin)den, (kendilerini helak etmiş olduğumuz) sizin için açığa çıkmıştır. Şeytan, amellerini kendilerine süslü gösterdi ve (böylece) onları (dosdoğru) yoldan saptırdı. (Aslında onlar hakikati anlayabilecek) gözü açık, aklı başında insanlardı.
Ayet: 12Sayfa: 452
Onlardan önce Nûh Kavmi, Âd ve kazıklar (büyük ordular) sahibi Firavun da yalanladı.
Ayet: 31Sayfa: 469
“Nûh, Âd, Semûd kavimleri ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir sondan korkuyorum). Allah kulları için zulüm/haksızlık istemez.”
Ayet: 13Sayfa: 477
Şayet yüz çevirirlerse de ki: “Ben, sizi Âd ve Semûd kavimlerinin yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım.”
Ayet: 14Sayfa: 477
“Yalnızca Allah’a ibadet edin.” diyerek, önlerinden ve arkalarından resûller gelince dediler ki: “Şayet Rabbimiz dileseydi, (elçi olarak) melekler indirirdi. Şüphesiz ki biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz.”
Ayet: 15Sayfa: 477
Âd Kavmi’ne gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve “Bizden daha güçlü olan kimmiş?” dediler. Görmediler mi onları yaratan Allah’ın kendilerinden daha güçlü olduğunu? Onlar, ayetlerimizi inkâr ediyorlardı.
Ayet: 16Sayfa: 477
Dünya hayatında alçaltıp rezil eden azabı tatmaları için, o uğursuz/kara günlerde üzerlerine bir kasırga gönderdik. Hiç kuşkusuz ahiret azabı, daha aşağılayıcı ve rezil edicidir. Onlara yardım da olunmaz.
Ayet: 21Sayfa: 504
Âd (Kavmi’nin) kardeşi (Hûd’u) hatırla. Hani o, kavmini Ahkâf (denilen mevkide) uyarmıştı. Muhakkak onun önünde ve ardında birçok uyarıcı geçmişti (ve kavimlerine şöyle demişlerdi): “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Şüphesiz ki ben, sizin için büyük günün azabından korkuyorum.”
Ayet: 22Sayfa: 504
Dediler ki: “(Yalanlarınla) bizi, ilahlarımızdan uzaklaştırmak için mi geldin? Şayet doğru sözlülerdensen, bizi tehdit ettiğin (azabı) getir (bakalım).”
Ayet: 23Sayfa: 504
Dedi ki: “(Azabın ne zaman geleceğine dair) bilgi Allah’ın katındadır. Ben ise kendisiyle gönderildiğim (hakikatleri) size tebliğ ediyorum. Fakat ben, sizi cahillik eden bir toplum olarak görüyorum.”
Ayet: 24Sayfa: 504
(Azabı) vadilerine yönelen bir bulut olarak gördüklerinde (sevinç içinde), “Bu, bize yağmur yağdıracak buluttur.” dediler. (Hayır, öyle değil!) Bilakis o, acele ettiğiniz (azaptır). İçinde can yakıcı bir azap olan rüzgâr…
Ayet: 25Sayfa: 504
Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Öyle ki oturdukları evlerden başka hiçbir şey görünmez oluverdi. Biz, suçlu günahkâr kavmi işte böyle cezalandırırız.
Ayet: 26Sayfa: 504
Andolsun ki onlara size vermediğimiz gücü/iktidarı/imkânları verdik. Onlara kulak, göz ve kalpler verdik. Ne kulakları ne gözleri ne de kalpleri onlara fayda sağladı. Çünkü Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. Ve alaya aldıkları (azap), onları çepeçevre kuşattı.
Ayet: 13Sayfa: 517
Âd, Firavun ve Lût’un kardeşleri de.
Ayet: 41Sayfa: 521
Âd Kavmi’nde de (ayetler vardır). Hani onların üzerine, (her şeyi yerle bir eden) kısır bir rüzgâr gönderdik.
Ayet: 42Sayfa: 521
Uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, kurumuş ot gibi savuruyordu.
Ayet: 50Sayfa: 527
Şüphesiz ki önceden (var olan) Âd Kavmi’ni helak eden O’dur.
Ayet: 18Sayfa: 528
Âd (Kavmi) yalanladı. Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Ayet: 19Sayfa: 528
Şüphesiz ki biz, onların üzerine, felaketi sürekli olan o günde, şiddetli bir fırtına gönderdik.
Ayet: 20Sayfa: 528
İnsanları, âdeta kökünden koparılmış hurma kütüğü gibi söküp atıyordu.
Ayet: 21Sayfa: 528
Nasılmış benim azabım ve uyarım?
Ayet: 22Sayfa: 528
Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?
Ayet: 6Sayfa: 565
Âd Kavmi’yse, her şeyi yerle bir eden gürültülü bir fırtınayla helak edildi.
Ayet: 7Sayfa: 565
(Allah, fırtınayı) kesintisiz yedi gece sekiz gün onlara musallat etti. (Orada olmuş olsaydın) o kavmi, içi çürümüş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
Ayet: 8Sayfa: 565
Şimdi onlardan geriye bir şey kaldığını görüyor musun?
Ayet: 6Sayfa: 592
Rabbinin Âd (Kavmi’ne) ne ettiğini görmedin mi?