Azgınlar ile ilgili ayetler

Onlara, ayetlerimizi verdiğimiz kişinin durumunu anlat. O, ayetlerimizden sıyrılmış, (derken) şeytan onu kendisine uydurmuş ve (bütün bunların neticesinde) azgınlardan olmuştu. (7/A'râf 175)

Şayet biz isteseydik onu (kendisine verdiğimiz ilim ve deliller sayesinde) yüceltirdik. Fakat o, dünyaya meyletti ve hevasına/arzusuna uydu. Onun misali, üzerine gitsen de dili dışarda soluyan kendi hâline terk etsen de dili dışarda soluyan köpek gibidir. Bu, ayetlerimizi yalanlayan topluluğun misalidir. İyice düşünsünler diye kıssaları anlat. (7/A'râf 176)

Cehennemse azgınlar (görsün diye iyice) açığa çıkarılır. (26/Şuarâ 91)

Şairlere ise azgınlar uymaktadır. (26/Şuarâ 224)

Birbirlerine yönelmiş vaziyette karşılıklı soruşurlar. (37/Saffât 27)

(Saptırıcı liderlere derler ki:) “Şüphesiz ki sizler, bize sağdan gelip yanaşıyordunuz.” (37/Saffât 28)

(Liderler) dediler ki: “(Hayır, öyle değil!) Bilakis, siz iman etmiş değildiniz.” (37/Saffât 29)

“Bizim sizler üzerinde hiçbir otoritemiz yoktu. (Sizi bir şeye zorlamadık.) Bilakis siz, azgın bir topluluktunuz.” (37/Saffât 30)

“Rabbimizin (azap) sözü/hükmü üzerimize hak oldu. Şüphesiz ki biz, (azabı) tadanlarız.” (37/Saffât 31)

“Sizleri azdırıp (bu hâle düşürdük). Çünkü bizler de azgın kimselerdik.” (37/Saffât 32)

İşte böyle... Şüphesiz ki haddi aşanlar için en kötü dönüş yeri vardır. (38/Sâd 55)

Kendilerinden önce gelen her resûle de bunun gibi: “Sihirbaz ya da delidir.” dediler. (51/Zâriyat 52)

Acaba (resûllere karşı takındıkları düşmanca tavır ve yalanlama sözlerini) birbirlerine vasiyet mi ediyorlar? (Ki her kavim harfiyen aynı şeyleri söylüyor.) Bilakis onlar, (tağutlaşmış) azgın kimselerdir. (51/Zâriyat 53)

Onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin. (51/Zâriyat 54)

Hatırlat/öğüt ver! Çünkü hatırlatma müminlere fayda verir. (51/Zâriyat 55)

Onlara bu (düşünceleri) akılları mı emrediyor yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur? (52/Tûr 32)

Şüphesiz ki önceden (var olan) Âd kavmini helak eden O’dur. (53/Necm 50)

Semud’u da... (Onlardan geriye) hiçbir şey bırakmadı. (53/Necm 51)

Daha önce (var olan) Nuh kavmini de... Çünkü onlar en zalim ve en azgın olanıydılar. (53/Necm 52)

Birbirlerine dönüp karşılıklı kınamaya başladılar. (68/Kalem 30)

Dediler ki: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgınmışız.” (68/Kalem 31)

Şüphesiz ki cehennem, (müşriklerin gözetlendiği) bir gözetleme yeridir. (78/Nebe 21)

Azgınlaşıp haddi aşanların dönecekleri yerdir. (78/Nebe 22)

Orada sonsuz zamanlar boyunca kalacaklardır. (78/Nebe 23)

Orada ne bir serinlik ne de içecek tadarlar. (78/Nebe 24)

Yalnızca kaynar su ve irin tadarlar. (78/Nebe 25)

(Yaptıklarına) uygun bir ceza olarak. (78/Nebe 26)

Çünkü onlar hesaba çekileceklerini ummuyorlardı. (78/Nebe 27)

Ayetlerimizi de yalanlayabildikleri kadar yalanladılar. (78/Nebe 28)

Biz, her şeyi yazılı olarak kaydetmişizdir. (78/Nebe 29)

Tadın (bakalım)! Azaptan başka bir şeyinizi arttırmayacağız. (78/Nebe 30)

Kim haddi aşıp azgınlaşırsa, (79/Nâziât 37)

Ve dünya hayatını tercih ederse, (79/Nâziât 38)

Hiç şüphesiz, cehennem (ona) bir barınaktır. (79/Nâziât 39)

Asla! Hiç şüphesiz, insan azgınlaşır. (96/Alak 6)

Kendini müstağni (kimseye ihtiyacı olmayan, kendisine yeten) olarak gördüğünde. (96/Alak 7)