Allah’a Karşı Gelmekten Sakınanların Vasıfları ile ilgili ayetler

Elif, Lâm, Mîm. (2/Bakara 1)

Bu Kitap; kendisinde hiçbir şüphe olmayan, takva sahiplerine yol gösteren bir Kitap’tır. (2/Bakara 2)

O (takva sahipleri), gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. (2/Bakara 3)

Sana indirilen ve senden önce indirilen (Kitaplara) iman eder, ahiret gününe yakinen inanırlar. (2/Bakara 4)

Bunlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler. Ve onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler. (2/Bakara 5)

Andolsun, içinizden Cumartesi yasağı konusunda haddi aşanları biliyordunuz. Biz onlara: “Alçak/Aşağılık maymunlar olun.” dedik. (2/Bakara 65)

Cumartesi yasağını çiğneyen ve ceza olarak maymuna çevrilenler, Allah Resûlü’nden (sav) asırlar önce yaşamış bir Yahudi topluluğuydu. Ayetin üslubuna bakılacak olursa, bizzat Medine Yahudileri bu işi yapmış gibi anlaşılır. Evet, atalarının yaptığı yanlışlardan teberrî etmeyenler, İslam nezdinde o cürmün ortaklarıdır. (Bk. 7/A’râf, 163-166)

Bu (cezayı) kendilerinden önce ve sonra gelecek olanlara ibretlik bir ceza, muttakiler için de bir öğüt kıldık. (2/Bakara 66)

İyilik, yüzünüzü doğu ya da batı cihetine dönmeniz değildir. (Gerçek anlamda) iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitab’a ve nebilere inananların; sevmesine rağmen malı, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve kölelere verenlerin; namazı kılıp, zekâtı verenlerin; söz verdiklerinde sözlerine bağlı kalanların; fakirlik, hastalık ve savaş zamanında sabredenlerin yaptığıdır. İşte bunlar sadık olanlardır. Bunlar takva sahiplerinin ta kendileridirler. (2/Bakara 177)

(Ehl-i Kitab’ın hepsi) eşit değillerdir. Ehl-i Kitap’tan öyle bir topluluk vardır ki; geceleri ayakta Allah’ın ayetlerini okumakta ve secde hâlindedirler. (3/Âl-i İmran 113)

Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, iyiliği emredip, kötülükten alıkoyar ve hayırlarda yarışırlar. Bunlar, salih olanlardandır. (3/Âl-i İmran 114)

Hayır olarak her ne yapmışlarsa inkâr edilmeyecek (karşılığı eksiksiz verilecektir). Allah, muttakileri bilendir. (3/Âl-i İmran 115)

Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun. (O,) muttakiler için hazırlanmıştır. (3/Âl-i İmran 133)

O (muttakiler) ki; bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutar ve insanları affederler. Allah, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları sever. (3/Âl-i İmran 134)

“Bize bu dünyada da ahirette de iyilik yaz. Şüphesiz ki (tevbe edip, hidayetini umarak) sana yöneldik.” (Allah) buyurdu ki: “Azabıma gelince, onu dilediğime isabet ettiririm. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, korkup sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım.” (7/A'râf 156)

“Onlar ki; yanlarında bulunan Tevrat ve İncil’de yazılı olarak (sıfatlarını) buldukları ümmi olan Resûl Nebi’ye uyarlar. Onlara iyiliği emreder, kötülükten sakındırır; temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar; sırtlarındaki ağır yükü ve zincirlerini kaldırır. Ona iman edenler, onu saygı ile yüceltenler, ona yardım edenler ve onunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân’a) uyanlar... İşte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler.” (7/A'râf 157)

Korkup sakınan (muttakileri), şeytanlar (vesvese ve kışkırtmalarıyla) kuşattığında, (Allah’ı) anıp hatırlarlar. (Bir de ne göresin hemen o hâlden kurtulmuş, şeytanın vesvesesine karşı) basiretli hâle gelmişlerdir. (7/A'râf 201)

(Şeytanlarla dost ve) kardeş olanlarsa, (şeytan) onları sapıklığa iter ve (onları saptırmayı bir görev bilir ve görevlerini) hiç aksatmazlar. (7/A'râf 202)

Onlardan sonra bir topluluk geldi, namazı zayi/ihmal edip şehvetlere uydular. Onlar “ğayy” (özel bir azap çeşidi) ile karşılaşacaklardır. (19/Meryem 59)

Tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler müstesna. Bunlar, cennete girecek ve hiçbir zulme uğramayacaklardır. (19/Meryem 60)

(O) Adn cennetleri ki; Er-Rahmân kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın vaadi yerine gelir. (19/Meryem 61)

Orada boş söz işitmezler. (İşitecekleri) yalnızca “selam”dır. Ve onlara, orada sabah ve akşam rızıkları vardır. (19/Meryem 62)

İşte bu, kullarımızdan takvalı olanları vâris kılacağımız cennettir. (19/Meryem 63)

Andolsun ki size, açıklayıcı/apaçık ayetleri, sizden öncekilerin örneklerini ve muttakilere de öğüt (olacak ayetleri) indirdik. (24/Nûr 34)

İman edip salih amel işleyenleri, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir tutar mıyız hiç? Ya da muttakileri facirlerle bir tutar mıyız? (38/Sâd 28)

Sizi cayır cayır yanan bir ateşle uyardım. (92/Leyl 14)

Ona en bedbaht olandan başkası girmez. (92/Leyl 15)

O ki; yalanlayıp yüz çevirmiştir. (92/Leyl 16)

(Allah’tan) sakınıp korkan (takva sahipleri) ondan uzak tutulur. (92/Leyl 17)

O ki; malını vererek arınır. (92/Leyl 18)

Onun yanında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti/borcu da yoktur. (Yaptığı iyilikleri minnet duygusundan ya da yapılmış bir iyiliğe teşekkür mahiyetinde yapmaz.) (92/Leyl 19)

(Bilakis) yüce Rabbinin rızasını elde etmek için (yapar). (92/Leyl 20)

Hiç şüphesiz, ileride (Allah’ın verdiği mükâfata) razı olacaktır. (92/Leyl 21)