Bakara
Ayet: 44Sayfa: 6
Kitab’ı okuduğunuz hâlde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Akletmez misiniz?
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 44Sayfa: 6
Kitab’ı okuduğunuz hâlde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Akletmez misiniz?
Ayet: 73Sayfa: 10
“Hayvanın bir parçasıyla cesede vurun.” diye emrettik. (O da dile gelip katilini söyledi.) İşte böylece Allah, ölüleri diriltip ayetlerini sizlere gösterir ki akledesiniz.
Ayet: 75Sayfa: 10
İçlerinden bir grubun, Allah’ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, bile bile tahrif ediyor olmalarına rağmen size inanacaklarını mı umuyorsunuz?
Ayet: 76Sayfa: 10
İman edenlerle karşılaştıklarında, “İman ettik.” derler. Kendi aralarında baş başa kaldıklarında ise şöyle derler: “Ne diye Allah’ın size açtığı sırları onlara anlatıyorsunuz? Allah katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi? Akletmez misiniz?”
Ayet: 164Sayfa: 24
Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün peşi sıra yer değiştirmesinde, insanlara fayda sağlayarak denizde yüzen gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirdiği ve ölümünden sonra yeryüzünü kendisiyle canlandırdığı suda, orada yaydığı farklı türdeki her bir canlıda, rüzgârların çevrilip yönlendirilmesinde, gök ile yer arasında emre amade kılınmış olan bulutlarda akledenler için (üzerinde düşünülerek bunları yapanın/yaratanın tek ilah olduğu ve kulluğun yalnızca O’na yapılması gerektiğine dair) deliller vardır.
Ayet: 170Sayfa: 25
Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun.” denildiğinde, “(Hayır,) bilakis biz, babalarımızı üzerine bulduğumuz (ve alıştığımız âdetlerimize) uyarız.” derler. Babaları hiçbir şey akletmemiş ve doğru yolu bulamamış olsalar bile mi (onların yoluna uyacaklar)?
Ayet: 171Sayfa: 25
O kâfirler (ile onları İslam’a çağıran davetçinin) misali, bağırış çağırış işiten fakat hiçbir şey anlamayan hayvana seslenen (çobanın) misali gibidir. Sağır, dilsiz ve körlerdir. Onlar (bu özelliklerinden dolayı) akletmezler.
Ayet: 242Sayfa: 38
Akledesiniz diye Allah, ayetlerini sizin için açıklamaktadır.
Ayet: 65Sayfa: 57
Ey Ehl-i Kitap! Tevrât ve İncîl, ondan/İbrâhîm’den sonra indirilmiş olmasına rağmen neden İbrâhîm hakkında (“O Yahudi miydi, yoksa Hristiyan mıydı?” diye) tartışıp duruyorsunuz? Akletmez misiniz?
Ayet: 118Sayfa: 64
Ey iman edenler! Kendi dışınızda, (sırlarınızı paylaşıp iç işlerinizden haberdar edeceğiniz kâfir) bir çevre edinmeyin. (Çünkü kâfirler) size zarar vermekten geri durmaz, sizin zora düşmenizi isterler. Kinleri ağızlarında belirmiştir. Sinelerinin sakladığı (kin) ise çok daha büyüktür. Şayet aklediyorsanız gerçekten size ayetlerimizi açıkladık.
Ayet: 58Sayfa: 117
Siz, birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun konusu edinirler. Bu, onların akletmeyen bir toplum olmalarındandır.
Ayet: 100Sayfa: 123
De ki: “Pis olanın çokluğu seni şaşırtıp hoşuna gitse de pis ve temiz bir olmaz. Allah’tan korkun, ey akıl sahipleri ki felaha eresiniz.”
Ayet: 32Sayfa: 130
Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Şüphesiz ki ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz?
Ayet: 126Sayfa: 143
Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Şüphesiz ki ayetleri, düşünüp öğüt alan bir topluluk için detaylıca açıkladık.
Ayet: 151Sayfa: 147
De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldıklarını size okuyayım: Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın, anne babaya iyilikte bulunun, fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin, sizi de onları da biz rızıklandırmaktayız. Fuhşiyatın açığına da kapalısına da yaklaşmayın. Hak olmadıkça Allah’ın haram kıldığı nefsi öldürmeyin.” (Allah) akledesiniz diye size bunları emretti.
Ayet: 169Sayfa: 171
Sonra onların yerine Kitab’a da mirasçı olan bir topluluk geçti. Dünya malının değersiz olanını alıyor ve “(Ne de olsa) günahlarımız bağışlanacak.” diyorlardı. (Güya tevbe etmelerine rağmen) değersiz bir dünya malı geldiğinde yine onu alıyorlar. Oysa Allah’a karşı yalnızca hak olanı söyleyeceklerine dair onlardan Kitap sözü alınmamış mıydı? Kitab’ın içindekileri de sürekli okuyanlardı hâlbuki. Ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz?
Ayet: 22Sayfa: 178
Allah katında canlıların en şerli olanı (hakka karşı) sağır ve dilsiz olan, akletmeyen kimselerdir.
Ayet: 4Sayfa: 248
Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bahçeleri, ekinler, çatallı çatalsız hurmalıklar vardır. Hepsi tek bir suyla sulanır. (Ama) bazısının lezzetini bazısından üstün kılarız. Şüphesiz ki bunda, akleden bir topluluk için ayetler vardır.
Ayet: 12Sayfa: 267
Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı emrinize amade kılmış (hizmetinize sunmuştur). Yıldızlar da O’nun emriyle boyun eğdirilmiş (insanlara hizmetkâr kılınmıştır). Şüphesiz ki akleden bir topluluk için bunda ayetler vardır.
Ayet: 67Sayfa: 273
Hurma ve üzüm (ağaçlarının) meyvelerinden içki çıkarır ve güzel bir rızık elde edersiniz. Akleden bir topluluk için bunda ayet vardır.
Ayet: 10Sayfa: 321
Andolsun ki size, içinde sizi anlatan/sizi şerefe ulaştıracak (öğütler barındıran) bir Kitap indirdik. Akletmez misiniz?
Ayet: 67Sayfa: 326
“Size de Allah’ın dışında ibadet ettiklerinize de yuh olsun! Akletmez misiniz?”
Ayet: 46Sayfa: 336
Kendisiyle akledecekleri bir kalplerinin ve işitecekleri bir kulaklarının olması için yeryüzünde dolaşmazlar mı? Çünkü gözler kör olmaz. Asıl kör olan sinelerdeki kalplerdir.
Ayet: 80Sayfa: 346
Dirilten ve öldüren O’dur. Gece ile gündüzün peşi sıra gelmeleri O’nun (eseridir). Akletmez misiniz?
Ayet: 61Sayfa: 357
Kör olana sakınca yoktur, topal olana sakınca yoktur, hasta olana sakınca yoktur. Kendi evlerinizden, babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, anahtarlarına sahip olduğunuz evlerden ya da arkadaşlarınızın evlerinden yemek yemenizde sizin için de bir sakınca/günah yoktur. Bir arada ya da ayrı ayrı yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize Allah katından mübarek ve temiz/hoş olan bir selam verin. Akledesiniz diye Allah, ayetleri sizler için böyle açıklar.
Ayet: 44Sayfa: 363
Sen, onların çoğunun dinleyip aklettiğini mi sanıyorsun? Onlar, yalnızca hayvanlar gibilerdir. Hayır, hayır yolca daha sapkınlardır.
Ayet: 28Sayfa: 367
(Mûsâ) demişti ki: “Doğunun, batının ve ikisi arasında olanların Rabbidir. Şayet aklederseniz.”
Ayet: 60Sayfa: 392
Size verilen her şey, dünya hayatının (geçici) metâsı ve süsüdür. Allah’ın yanında olanlarsa daha hayırlı ve kalıcıdır. Akletmez misiniz?
Ayet: 35Sayfa: 399
Andolsun ki biz, akleden bir topluluk için oradan (ibret alınacak) apaçık bir ayet bıraktık.
Ayet: 43Sayfa: 400
Bu örnekleri insanlara veririz. Âlim olanlardan başkası onlara akıl erdirmez.
Ayet: 63Sayfa: 402
Onlara: “Gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzüne hayat veren kimdir?” diye soracak olsan kesinlikle, “Allah!” diyecekler. De ki: “Allah’a hamdolsun.” Bilakis, onların çoğu akletmezler.
Ayet: 24Sayfa: 405
Size korku ve ümide sebep olan şimşeği göstermesi, gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat vermesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda, akleden bir topluluk için ayetler vardır.
Ayet: 28Sayfa: 406
(Tevhid ve şirki anlamanız için) size, kendi nefislerinizden bir örnek verdi: Köleleriniz arasında size verdiğimiz rızka ortak olan, kendinizden korktuğunuz gibi onlardan korktuğunuz, sizinle eşit olanlar var mıdır? Akleden bir toplum için ayetleri işte böyle açıklarız..
Ayet: 62Sayfa: 443
“Andolsun ki sizden birçok topluluğu saptırdı. Hiç akletmiyor muydunuz?”
Ayet: 68Sayfa: 443
Kimin ömrünü uzatmışsak, yaratılışta onu baş aşağı (güçten sonra zayıflığa, ömrün en güzel çağından en kötü çağına) çevirmişizdir. (Öyleyse ileride yaparım diye sorumluluklarını ertelemesinler. Güç ve kuvvetleri yerindeyken, Allah’a layıkıyla kulluk etsinler.) Akletmiyorlar mı?
Ayet: 138Sayfa: 450
Gece vakti de… Akletmez misiniz?
Ayet: 43Sayfa: 462
Yoksa Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Onlar (şefaat yetkisine) sahip olmasalar ve (sizin onlara olan ibadetinize) akıl erdiremeseler dahi (yine de onları şefaatçi mi edineceksiniz)?”
Ayet: 67Sayfa: 474
O; sizleri topraktan, sonra bir damla sudan, sonra kan pıhtısından (embriyo) yaratandır. Sonra sizi (anne karnından) bebek olarak çıkarmakta, sonra yetişkinlik çağına erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için (size ömür bahşetmektedir). Sizden bazınızın canı daha önce alınır. Belirlenmiş bir zamana erişmeniz ve akletmeniz için (Allah, yaşamı böyle takdir etmiştir).
Ayet: 3Sayfa: 488
Akletmeniz için onu Arapça bir Kitap kıldık.
Ayet: 5Sayfa: 498
Gece ve gündüzün peşi sıra gelmesinde, Allah’ın gökten indirip, yeri ölümünden sonra kendisiyle dirilttiği rızıkta/yağmurda ve rüzgârların çevrilmesinde akleden bir topluluk için ayetler vardır.
Ayet: 4Sayfa: 514
Şüphesiz ki odaların gerisinden sana seslenenlerin birçoğu akletmezler.
Ayet: 17Sayfa: 538
Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Akletmeniz için ayetleri size açıkladık.
Ayet: 14Sayfa: 546
Korunaklı şehirler ve duvar gerisi (siperler) olmaksızın, sizinle topluca (göğüs göğüse) savaşmazlar. Kendi aralarındaki savaşları çetindir. Sen, onları bir(lik beraberlik içinde) sanırsın. Oysa kalpleri paramparçadır. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.
Ayet: 10Sayfa: 561
Dediler ki: “Şayet işitiyor ya da aklediyor olsaydık, alevleri dehşet saçan ateşin ehlinden olmazdık.”