Bakara
Ayet: 135Sayfa: 20
Dediler ki: “Yahudi ve Hristiyan olun ki hidayete eresiniz.” De ki: “(Hayır, öyle değil!) Bilakis, (asıl hidayet,) hanîf olan İbrâhîm’in yoludur. Ve o, müşriklerden de değildi.”
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 135Sayfa: 20
Dediler ki: “Yahudi ve Hristiyan olun ki hidayete eresiniz.” De ki: “(Hayır, öyle değil!) Bilakis, (asıl hidayet,) hanîf olan İbrâhîm’in yoludur. Ve o, müşriklerden de değildi.”
Ayet: 141Sayfa: 20
Onlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız sizedir. Onların yaptıklarından (siz sorumlu değilsiniz ve onlardan dolayı) sorguya çekilmeyeceksiniz.
Ayet: 166Sayfa: 24
Kendisine tabi olunan (dinî ve siyasi liderler) tabi olanlardan teberrî edip uzaklaştıklarında ve azabı gördüklerinde aralarındaki (dostluk, akrabalık, ticari, dinî tüm) bağlar kopmuş olacaktır.
Ayet: 167Sayfa: 24
Tabi olanlar diyecekler ki: “Keşke bir fırsatımız olsa da onların bizden teberrî edip uzaklaştığı gibi biz de onlardan teberrî edip uzaklaşabilsek.” Allah bunun gibi pişmanlık vesilesi olan amellerini onlara gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir!
Ayet: 170Sayfa: 25
Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun.” denildiğinde, “(Hayır,) bilakis biz, babalarımızı üzerine bulduğumuz (ve alıştığımız âdetlerimize) uyarız.” derler. Babaları hiçbir şey akletmemiş ve doğru yolu bulamamış olsalar bile mi (onların yoluna uyacaklar)?
Ayet: 200Sayfa: 30
Hac vazifelerinizi bitirince (cahiliyede) babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha fazla Allah’ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki (dua ederken) şöyle der: “Rabbimiz! Bize dünyada ver.” (Böyle dua edenin) ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Ayet: 104Sayfa: 124
Onlara, “Allah’ın indirdiğine ve Resûl’e gelin.” denildiği zaman, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter.” derler. Onların babaları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar bile mi (babalarının yoluna uyacaklar)?
Ayet: 28Sayfa: 152
(Kâbe’yi çıplak tavaf etmek gibi) bir fuhşiyat işlediklerinde derler ki: “Babalarımızı bunun üzerine bulduk. Allah bize bunu emretti.” De ki: “Şüphesiz ki Allah, fuhşiyatı emretmez. Yoksa siz Allah’a karşı bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”
Ayet: 38Sayfa: 154
(Allah,) “Sizden önce ateşe girmiş olan cin ve insan topluluklarıyla beraber siz de ateşe girin.” der. Her ümmet oraya girdiğinde, (kendisi gibi sapık olan) kardeşini (ümmetleri) lanetler. Sonunda hepsi bir araya toplanınca sonradan gelmiş olanlar, önceden yaşamış olanlar için, “Rabbimiz! Bunlar bizi saptırdılar. Onlara ateşten kat kat azap ver.” der. (Allah) buyuracak ki: “Hepinize kat kat (azap) vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
Ayet: 39Sayfa: 154
Önce yaşamış olanlar, sonradan gelenlere diyecekler ki: “Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz/ayrıcalığınız yoktur. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.”
Ayet: 70Sayfa: 158
Demişlerdi ki: “Bir tek Allah’a ibadet edelim ve babalarımızın ibadet ettiği (ilahları) bırakalım diye mi bize geldin? Şayet doğru sözlüysen vadettiğin (azabı) getir (bakalım)!”
Ayet: 71Sayfa: 158
Gerçekten Rabbinizden size şiddetli bir azap ve öfke gelecektir. Sizin ve babalarınızın isimlendirdiği ve Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği şu isimler hakkında benimle tartışacak mısınız? Bekleyin (bakalım)! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
Ayet: 127Sayfa: 164
Firavun’un kavminden önde gelenler demişti ki: “Sen, Mûsâ’yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?” (Firavun onları yatıştırmak için) demişti ki: “Erkek çocuklarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Şüphesiz ki biz, onların üzerinde kahredici bir güce sahibiz.”
Ayet: 173Sayfa: 172
Ya da, “Babalarımız daha önce şirk koşmuştu. Biz ise onlardan sonra gelen (ve onları taklit eden) bir nesiliz. Batıl ehlinin yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir.
Ayet: 78Sayfa: 216
“Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan bizleri uzaklaştırmak ve yeryüzünde büyüklük/otorite siz ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz, ikinize de inanmayız.” demişlerdi.
Ayet: 62Sayfa: 227
Demişlerdi ki: “Ey Sâlih! Bu (davetinden) önce, bizim aramızda hakkında (iyi şeyler) düşünülen/ümit beslenen biriydin. (Ne yani) şimdi bizi, babalarımızın ibadet ettiklerine ibadet etmekten engelliyor musun? Gerçek şu ki biz, senin bizi davet ettiğin (tevhidden) huzursuzluk veren bir şüphe içindeyiz.”
Ayet: 87Sayfa: 230
Demişlerdi ki: “Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettiği (putları) ve mallarımızda dilediğimiz gibi tasarruf etmeyi bırakmayı, namazın mı sana emrediyor? Şüphesiz ki sen, yumuşak huylu ve olgun/aklı başında bir adamsın.”
Ayet: 109Sayfa: 233
Bunların ibadet ettikleri şeylerden şüphen olmasın. Daha önce babaları nasıl ibadet ediyorsa bunlar da öyle ibadet ediyorlar. Paylarına düşen (azabı) hiç şüphesiz, eksiksiz bir şekilde onlara vereceğiz.
Ayet: 40Sayfa: 239
“Sizin O’nu bırakıp da ibadet ettikleriniz, ancak sizin ve babalarınızın koyduğu, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği birtakım isimlerdir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk/ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Ayet: 21Sayfa: 257
Hepsi beraber Allah’ın huzuruna çıkarlar. (Tağutlar tarafından sömürülüp fakirleştirilerek, işkence ve zorbalıkla onursuzlaştırılmış olan) mustazaflar, müstekbirlere derler ki: “Biz (dünyada) sizin tebaanızdık. Şimdi siz, Allah’ın azabına karşı bizi koruyabilecek misiniz/bize bir faydanız olacak mı?” Diyecekler ki: “Şayet Allah bizi hidayet etmiş olsaydı, biz de sizi hidayet edebilirdik. (Artık bir önemi yok.) İster (bu azaba) sabredelim, ister dövünüp yakınalım fark etmez, bizim için kaçış yoktur.”
Ayet: 52Sayfa: 325
Hani babasına ve kavmine demişti ki: “Şu başında ibadet için bekleştiğiniz heykeller de neyin nesi?”
Ayet: 53Sayfa: 325
“Biz babalarımızı onlara ibadet eder bulduk.” demişlerdi.
Ayet: 54Sayfa: 325
“Andolsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz.” demişti.
Ayet: 24Sayfa: 342
Kavminin kâfir olan önde gelenleri demişti ki: “Bu ancak sizin gibi bir insandır. (Peygamber olduğunu söyleyerek) size üstünlük sağlamaya çalışıyor. Allah dilese melekleri indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bu (söylediklerini) işitmedik.”
Ayet: 68Sayfa: 345
Onlar, sözü (Kur’ân’ı) derinlemesine düşünmediler mi? Yoksa onlara, geçmişteki babalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
Ayet: 70Sayfa: 369
Hani babasına ve kavmine, “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.
Ayet: 71Sayfa: 369
Demişlerdi ki: “Putlara ibadet ediyor ve kesintisiz onlara ibadetimizi sürdürüyoruz.”
Ayet: 72Sayfa: 369
Demişti ki: “Dua ettiğinizde sizi duyuyorlar mı?”
Ayet: 73Sayfa: 369
“Ya da size bir fayda ve zararları dokunuyor mu?”
Ayet: 74Sayfa: 369
“(Hayır, öyle değil!) Biz babalarımızı böyle yaparken bulduk. (Hiç sorgulamadan biz de aynısını yapıyoruz.)”
Ayet: 75Sayfa: 369
Demişti ki: “Gördünüz mü şu ibadet ettiklerinizi?”
Ayet: 76Sayfa: 369
“Hem sizin hem de geçmişteki babalarınızın.”
Ayet: 77Sayfa: 369
“Şüphesiz ki onlar, benim düşmanımdır. Âlemlerin Rabbi (olan Allah) müstesna.”
Ayet: 21Sayfa: 412
Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun.” denildiğinde, “(Hayır!) Bilakis, babalarımızı üzerinde bulduğumuz (gelenek ve âdetlere) uyarız.” derler. (Ne yani) şeytan onları alevleri dehşet saçan ateşe çağırıyor olsa bile mi (babalarının yoluna uyacaklar)?
Ayet: 67Sayfa: 426
Diyecekler ki: “Rabbimiz! Bizler efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik. (Onlar da) bizi (doğru yoldan) saptırdılar.”
Ayet: 68Sayfa: 426
“Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onlara büyük bir lanetle lanet et.”
Ayet: 31Sayfa: 430
Kâfirler dediler ki: “Bu Kur’ân’a da onun öncesinde gelmiş (Kitaplara da) inanmayız.” Sen, o zalimleri Rabblerinin huzurunda durdurulurken bir görseydin! Birbirlerine laf atarlar. Zayıf bırakılmış (mustazaf)lar, büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: “Siz olmamış olsaydınız biz, müminler olurduk.”
Ayet: 32Sayfa: 431
Müstekbirler, mustazaflara derler ki: “Hidayet size geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? (Hayır, öyle değil!) Bilakis sizler, suçlu günahkârlardınız.”
Ayet: 33Sayfa: 431
Mustazaflar, müstekbir olanlara derler ki: “Bilakis (işiniz gücünüz) gece gündüz hile (yapmaktı)… (Çünkü) siz, Allah’a karşı kâfir olmamızı ve O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz bize.” Azabı gördüklerinde (için için yanarak) pişmanlıklarını gizleyecekler. Biz, kâfirlerin boynuna zincirli halkalar geçirdik. (Ne yani) yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?
Ayet: 43Sayfa: 432
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda, “Bu, sizi babalarınızın ibadet ettiği (ilahlarınızdan) alıkoymaya çalışan bir adamdan başkası değildir.” dediler. Ve dediler ki: “Bu, yalnızca uydurulmuş bir iftiradır.” Kâfirler, hak kendilerine geldiğinde, “Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir.” dediler.
Ayet: 70Sayfa: 447
Kendileri de, onların izleri peşinde koşuşturmaktalardır.
Ayet: 7Sayfa: 452
“Biz bunu başka bir dinde işitmedik. O (tevhid) yalnızca bir uydurmadır.”
Ayet: 26Sayfa: 469
Firavun dedi ki: “Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. O da Rabbini çağırsın (yardıma). Ben, (Mûsâ’nın) dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.”
Ayet: 22Sayfa: 489
(Hayır, öyle değil!) Bilakis, “Babalarımızı bir din üzere bulduk, biz de onların izlerinden yürüyerek hidayete ermiş bulunuyoruz.” dediler.
Ayet: 23Sayfa: 490
Senden önce de ne zaman bir beldede bir uyarıcı gönderecek olsak mutlaka oranın refah içinde yaşayan şımarıkları dediler ki: “Şüphesiz ki biz, babalarımızı bir din üzere bulduk ve biz onların eserlerine/izlerine uymuş kimseleriz.”