Allah’ı Zikretmek ile ilgili ayetler

(Bu nimetlerime karşılık yalnızca) beni anın ki ben de sizi anayım. Ve bana şükredin, nankörlük etmeyin. (2/Bakara 152)

Allah’ın ihsan ve lütfunu elde etmek için (hac döneminde ticaret yapmanızda) bir sakınca yoktur. Arafat’tan indiğinizde Meş’ar-ı Haram’ın (Müzdelife) yanında Allah’ı anın. Sizi hidayet ettiği gibi siz de O’nu anın. (Sizi hidayet etmeden) önce sizler sapıklardandınız. (Bunu unutmayın.) (2/Bakara 198)

Hac vazifelerinizi bitirince, (cahiliyede) babalarınızı andığınız gibi hatta ondan daha fazla Allah’ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki (dua ederken) şöyle der: “Rabbimiz! Bize dünyada ver.” (Böyle dua edenin) ahirette hiçbir nasibi yoktur. (2/Bakara 200)

Müşrikler hac vazifesini tamamlayınca babalarının cömertlik, kahramanlık gibi özelliklerini sayıp onları över ve atalarıyla övünürlerdi. Allah (cc) bu faydasız ve hatalı uygulamayı dünya ve ahiret bereketi olan zikir ibadetiyle değiştirdi. (Bk. Buhari, 4520; Müslim, 1219; Ebu Davud, 1910. Aişe’den (r.anha) )

Allah’ı sayılı günlerde (Kurban Bayramı’nın 2, 3, ve 4. günlerinde) anın. Her kim ilk iki günde (bayramın 3. günü Mina’dan ayrılmak için) acele ederse ona bir günah yoktur. Allah’tan korkup sakınan kimse ilk iki günden sonraya ertelerse (son güne kadar Mina’da kalırsa) ona da günah yoktur. Allah’tan korkup sakının ve (diriltilip) O’nun huzurunda haşrolacağınızı bilin. (2/Bakara 203)

Şayet korkarsanız ayakta ya da binek üzerinde (namazlarınızı kılın). (Korku hâli geçip) emniyete kavuşunca, size bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah’ı zikredin. (2/Bakara 239)

Burada boşanmaya dair ayetler kesilmiş, namaz konusuna temas edilmiş, sonrasında tekrar boşanma hükümlerine dönülmüştür. Bu tasarrufun gelişigüzel ve amaçsız olması mümkün değildir. En doğrusunu Allah (cc) bilir demekle beraber, iki hikmet zikredebiliriz:

a. Allah’ın (cc) hükümlerini uygulayabilmek için, kul ile Rabbi arasında manevi bir bağ olmalıdır. Hiç şüphesiz, bu bağların en kuvvetlisi namazdır.

b. Namaz bir ibadet olduğu gibi; Allah’ın (cc) şeriat ve yasalarına boyun eğmek, başka kanun ve yasalara iltifat etmemek, Allah’ın rızasına uygun yaşama isteği ve çabası da bir ibadettir.

Dedi ki: “Rabbim! Benim için bir alamet kıl.” Dedi ki: “Senin alametin, işaretleşmenin dışında üç gün boyunca insanlarla konuşamamandır. Rabbini çokça zikret. Akşam ve sabah O’nu tesbih et.” (3/Âl-i İmran 41)

O (muttakiler) ki bir kötülük yaptıklarında yahut (günah işleyerek) kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anar ve günahları için bağışlanma dilerler. Allah’tan başka kim günahları bağışlayabilir? Ve bile bile yaptıkları (yanlışta) ısrar etmezler. (3/Âl-i İmran 135)

Onlar ki ayakta, otururken ve yanları üzere yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler ve (derler ki): “Rabbimiz! Sen bunu boşa yaratmadın. Seni eksikliklerden tenzih ederiz, bizi ateşin azabından koru.” (3/Âl-i İmran 191)

Namazı bitirdiğinizde ayakta, oturarak ve yanlarınız üzere Allah’ı zikredin. (Korku hali geçer de) mutmain olursanız namazı dosdoğru kılın. Şüphesiz ki namaz, belirlenmiş vakitler içinde müminlere farz kılınmıştır. (4/Nîsa 103)

Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: “Temiz şeyler size helal kılındı. Allah’ın size öğrettiği şekilde yetiştirdiğiniz av hayvanlarının yakaladıkları da (helal kılındı). Onların sizin için tuttuklarını Allah’ın adını anarak yiyin. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.” (5/Mâide 4)

Gönülden yalvararak, korku ile ve yüksek olmayan bir sesle, sabah ve akşam Rabbini zikret. Sakın gafillerden olma! (7/A'râf 205)

Ayet, zikrin önemi ve adabını belirtmiştir. Allah Resûlü (sav) ve güzide ashabı bu edep çerçevesinde Allah’ı (cc) zikretmişlerdir. Bu adaba uymayan ve adına zikir denen tüm ritüeller, İslam dışı dinlerden alınmıştır.

Ey iman edenler! Bir toplulukla karşı karşıya geldiğinizde sebat edin. Allah’ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz. (8/Enfâl 45)

“Allah dilerse/inşallah” (de). Unuttuğun zaman Rabbini an. “Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın bir rüşde/olgunluğa eriştirir.” de. (18/Kehf 24)

Müminler, orduları gördüklerinde dediler ki: “Bu, Allah’ın ve Resûlü’nün bize vadettiğidir. Allah ve Resûlü doğru söylemiştir.” (Bu,) yalnızca onların iman ve teslimiyetlerini arttırdı. (33/Ahzâb 22)

Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. (33/Ahzâb 41)

Ey iman edenler! Cuma günü namaz için (ezan okunup) çağrıda bulunulduğunda Allah’ı zikretmeye (namaza) koşun ve alışverişi bırakın. Şayet bilirseniz bu, sizin için en hayırlı olandır. (62/Cuma 9)

Namaz bittiğinde yeryüzünde yayılın/dağılın. Allah’ın lütuf ve ihsanından arayın. Allah’ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz. (62/Cuma 10)

Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız, sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim de bunu yaparsa işte onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (63/Münafikûn 9)

Rabbinin ismini an ve (her şeyi bırakıp) tam bir yönelişle O’na yönel. (73/Müzzemmil 8)

Ve sabah akşam Rabbinin adını zikret. (76/İnsân 25)

Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan. (87/A’lâ 15)