Fâtiha
Ayet: 3
(O,) Er-Rahmân ve Er-Rahîm’dir.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 3
(O,) Er-Rahmân ve Er-Rahîm’dir.
Ayet: 4Sayfa: 1
Sana indirilene ve senden önce indirilen (Kitaplara) iman eder, Ahiret Günü’ne yakinen inanırlar.
Ayet: 8Sayfa: 2
İnsanlardan öylesi vardır ki “Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman ettik.” derler. (Hakikatte) iman etmiş değillerdir.
Ayet: 46Sayfa: 6
O (huşu ehli) ki Rabbleriyle karşılaşacaklarını ve O’na döneceklerini kesin bir bilgiyle bilirler.
Ayet: 48Sayfa: 6
Öyle bir günden sakının ki (o gün) hiçbir nefis bir başkasının yerine geçmez, hiç kimseden şefaat kabul edilmez, hiç kimseden fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.
Ayet: 86Sayfa: 12
Bunlar öyle kimselerdir ki ahiretlerini dünya hayatı karşılığında satmışlardır. Onlardan azap hafifletilmeyecek, onlara yardım da edilmeyecektir.
Ayet: 94Sayfa: 14
De ki: “Şayet Allah indinde ahiret hayatı insanlara değil, yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğruysanız ölümü temenni edin (bakalım)!”
Ayet: 102Sayfa: 15
(Ve tuttular,) şeytanların Suleymân’ın mülkü üzerine uydurdukları (batıl yalanların) peşine takıldılar. Suleymân kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular. İnsanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe, Hârût ve Mârût’a indirilen şeyleri öğretiyorlardı. “Biz ancak bir imtihanız/dinin için fitneyiz. Sakın küfre girme.” demeden kimseye onu öğretmiyorlardı. Onlardan kadınla kocanın arasını ayıracak (sihri) öğreniyorlardı. Allah’ın izni olmadan o (sihirle) kimseye zarar verecek değillerdir. (Hakikatte) onlara zarar verip faydası olmayan bir şey öğreniyorlardı. Andolsun ki (o sihri) satın alanın ahirette hiçbir nasibinin olmadığını çok iyi biliyorlardı. Nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
Ayet: 123Sayfa: 18
Öyle bir günden sakının ki (o gün) hiçbir nefis bir başkasının yerine geçmez, hiç kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez ve onlara yardım da edilmez.
Ayet: 130Sayfa: 19
İbrâhîm’in milletinden sefihten başkası yüz çevirir mi? Andolsun ki biz onu dünyada seçtik ve o, ahirette de salihlerdendir.
Ayet: 200Sayfa: 30
Hac vazifelerinizi bitirince (cahiliyede) babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha fazla Allah’ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki (dua ederken) şöyle der: “Rabbimiz! Bize dünyada ver.” (Böyle dua edenin) ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Ayet: 201Sayfa: 30
Bazısı da (dua ederken) şöyle der: “Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.”
Ayet: 217Sayfa: 33
Sana haram aylarda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (Ancak) Allah yolundan insanları alıkoymak, O’nu (Allah’ı) inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın (hürmetini tanımama) ve o beldenin halkını oradan sürmek; Allah katında (haram ayda savaşmaktan) daha büyük bir günahtır. Fitne/Şirk, öldürmekten daha beterdir.” Şayet güç yetirirlerse sizi dininizden döndürünceye dek sizinle savaşırlar. Sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak can verirse onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar, ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 220Sayfa: 34
(Allah, düşünesiniz diye) dünya ve ahirete dair hükümlerini size açıklıyor. Sana (velayetlerini üstlendikleri, evlerinde onlarla beraber yaşayan ve mallarını kullandıkları) yetimlerden soruyorlar. De ki: “Onların (mallarını) ıslah etmeniz, (koruyup çoğaltmanız) onlar için daha hayırlıdır.” Şayet mallarını mallarınıza karıştırırsanız onlar sizin kardeşlerinizdir. (Bunda bir sakınca yoktur.) Allah (sizden) kimin bozguncu, kimin ıslah edici olduğunu bilir. Şayet Allah dileseydi (onların mallarına dokunmamanızı, şayet dokunursanız bozulandan mesul olacağınızı söyleyerek) sizi zora sokabilirdi. Şüphesiz ki Allah, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir.
Ayet: 22Sayfa: 51
Bunların dünya ve ahirette tüm amelleri boşa gitmiştir ve onların yardımcıları da yoktur.
Ayet: 30Sayfa: 53
O gün her nefis, işlediği hayrı da kötülüğü de karşısında hazır bulur. Yaptıkları ile kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını ister. Allah, sizi kendi nefsinden sakındırır (ve O’ndan korkmanızı emreder). Allah, kullarına karşı şefkatlidir.
Ayet: 45Sayfa: 54
(Hatırlayın!) Hani melekler demişti ki: “Ey Meryem! Şüphesiz ki Allah, seni kendisinden bir kelimeyle müjdeliyor. Onun ismi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’tir. Dünyada ve ahirette değerli ve (Allah’a) yakın olanlardandır.”
Ayet: 56Sayfa: 56
“Kâfirlere gelince onlara dünyada da ahirette de çetin bir azapla azap edeceğim. Onların yardımcıları da olmayacak.”
Ayet: 106Sayfa: 62
O gün bazı yüzler aydınlanacak, bazı yüzler de kararacaktır. Yüzleri kararanlara gelince (onlara denilecek ki): “İman ettikten sonra küfre mi girdiniz? Kâfir olmanıza karşılık azabı tadın (bakalım)!”
Ayet: 107Sayfa: 62
Yüzleri aydınlananlara gelince onlar Allah’ın rahmeti içindelerdir. Ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 74Sayfa: 88
(Öyleyse) dünya hayatını (feda edip) karşılığında ahireti satın alanlar Allah yolunda savaşsınlar. Kim de Allah yolunda savaşır, öldürülür ya da galibiyet elde ederse ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
Ayet: 77Sayfa: 89
Kendilerine, “(Savaştan) elinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin.” denilen kimseleri görmedin mi? (Savaşın farz kılınması için ısrar ediyorlardı.) Savaş onlara farz kılınınca da onlardan bir grup, Allah’tan korkar gibi veya daha şiddetli bir korkuyla insanlardan korkmaya ve “Rabbimiz! Niçin bize savaşı farz kıldın? Bize yakın bir zamana kadar mühlet verseydin ya!” demeye başladılar. De ki: “Dünya metâsı azdır. Ahiret ise korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Ve size kıl kadar dahi zulmedilmez.”
Ayet: 134Sayfa: 98
Kim dünya sevabını istiyorsa şüphesiz ki dünyanın da ahiretin de sevabı Allah’ın yanındadır. Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi gören) Basîr’dir.
Ayet: 5Sayfa: 106
Bugün temiz şeyler sizin için helal kılındı. Kendilerine Kitap verilenlerin yiyecekleri/kestikleri sizin için, sizin yiyecekleriniz de onlar için helaldir. İffetli mümin kadınlarla ve sizden önce kendilerine Kitap verilen iffetli kadınlarla (mehir) ücretlerini vermeniz, iffeti gözetmeniz, zina yapmaksızın ve dost tutmaksızın onlarla evlenmeniz de helal kılındı. Kim de imanı reddederse, (imana karşı kâfirce bir tutum sergilerse) onun ameli boşa gitmiştir ve o, ahirette hüsrana uğrayanlardan olmuştur.
Ayet: 33Sayfa: 112
Allah’a ve Resûl’üne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapanların cezası, öldürülmeleri veya asılmaları ya da ellerinin ayaklarının çaprazlama kesilmesi veya yerlerinden sürülmeleridir. Bu (ceza), dünyadaki rezillikleridir. Ahirette ise onlar için büyük bir azap vardır.
Ayet: 41Sayfa: 113
Ey Resûl! Küfürde yarışan kimseler seni üzmesin! Onlar ki ağızlarıyla, “İman ettik.” derler. (Oysa) kalpleri iman etmemiştir. O Yahudi olanlardan bazısı yalana kulak verir. Sana gelmeyen (Yahudilere laf taşımak için) sana kulak verirler. Allah yerli yerine koyduktan sonra kelimeleri yerinden oynatarak tahrif ederler. Derler ki: “Bu (tahrif edip değiştirdiğiniz) size verilirse onu alın, verilmezse sakının!” Allah kimin fitnesini dilerse sen onun için Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Bunlar, Allah’ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.
Ayet: 32Sayfa: 130
Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Şüphesiz ki ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz?
Ayet: 92Sayfa: 138
Bu (Kur’ân) ise Mekke ve çevresini onunla uyarasın diye indirdiğimiz, mübarek ve kendisinden önceki (Tevrât’ı) doğrulayan bir kitaptır. Ahirete iman edenler (bu kitaba) inanırlar ve onlar namazlarını (vakitlerine, rükûn ve şartlarına, huşu ve adabına dikkat ederek) korurlar.
Ayet: 67Sayfa: 184
Hiçbir peygambere, düşmanlarıyla çarpışıp güç kazanıncaya kadar esir edinmek yakışmaz. Siz geçici bir dünyalık istiyorsunuz. (Oysa) Allah, (sizin için ebedî olan) ahiret yurdunu ister. Allah, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir.
Ayet: 19Sayfa: 188
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı; Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanan ve Allah yolunda (malı ve canıyla) cihad edenlerin (ameliyle) bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar. Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.
Ayet: 38Sayfa: 192
Ey iman edenler! Size Allah yolunda savaşa çıkın denildiğinde size ne oldu da ağırlaşıp yerinize çakıldınız? Yoksa ahireti (bırakıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ahiretin yanında dünya hayatının metâsı pek azdır.
Ayet: 69Sayfa: 197
Sizden önceki (münafık ve kâfirler) gibisiniz. Onlar sizden daha kuvvetli, malları ve evlatları da daha fazlaydı. Onlar nasiplerince zevk-ü sefa sürdüler. Sizler de sizden öncekilerin yaptığı gibi nasibinizce zevk-ü sefa sürüyorsunuz. Ve onların dalıp gittikleri gibi (dünyanın oyun ve eğlencesine) daldınız. Bunların tüm amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. Ve bunlar, hüsrana uğrayan kimselerdir.
Ayet: 26Sayfa: 211
Kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlara El-Husna (cennet) ve fazlası (Allah’ı görme) vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı ne de zillet bürür. (Yüzleri apaydınlıktır.) Bunlar cennetin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 27Sayfa: 211
Kötülükler işlemiş olanlara gelince, kötülüğün karşılığı benzeri bir kötülükle (cezalandırılmaktır). Onları (her yönden) zillet bürümüştür. (Onları) Allah’tan koruyup kollayacak hiçbir kimse de yoktur. Yüzleri, gecenin (karanlık) parçaları kaplamış gibi kapkaranlıktır. Bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.
Ayet: 28Sayfa: 211
O gün, hepsini bir araya toplayacağız. Sonra da ortak koşanlara, “Siz ve ortak koştuklarınız yerinizi alın/bir yere kıpırdamayın.” diyeceğiz. Onların arasını ayırırız. Ortak koştukları der ki: “Siz bize ibadet ediyor değildiniz.”
Ayet: 64Sayfa: 215
Onlara dünya hayatında da ahirette de müjde vardır. Allah’ın sözlerinde/hükümlerinde asla değişiklik olmaz. İşte bu, en büyük kurtuluşun ta kendisidir.
Ayet: 16Sayfa: 222
Böylelerinin ahirette ateşten başka bir nasipleri yoktur. Orada tüm yaptıkları boşa gitmiştir. Yapmakta oldukları da batıldır.
Ayet: 19Sayfa: 222
Onlar ki Allah’ın yolundan alıkoyar ve onun çarpık olmasını dilerler. Onlar, ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.
Ayet: 22Sayfa: 223
Çare yok! Şüphesiz bunlar, ahirette en fazla zarara uğrayacak olanlardır.
Ayet: 103Sayfa: 232
Şüphesiz ki bu (anlattıklarımızda), ahiret azabından korkanlar için (ibret alınacak) bir ayet vardır. Bu, bütün insanların onun için toplanmış olacağı gündür. Ve bu, (tüm varlığın) şahitlik edeceği bir gündür.
Ayet: 37Sayfa: 238
Dedi ki: “Size rızık olarak yiyeceğiniz bir yemek gelmeden önce mutlaka yorumunu haber veririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği bilgidendir. Şüphesiz ki ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir topluluğun dinini terk ettim.”
Ayet: 57Sayfa: 241
Hiç şüphesiz ahiret mükâfatı, iman edip Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır.
Ayet: 101Sayfa: 246
“Rabbim! Hiç şüphesiz bana mülk/yetki verdin ve bana rüya tabirini öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Sen dünyada da ahirette de benim velimsin/dostumsun! Benim canımı Müslim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen bir kul olarak al ve beni salihler zümresine dâhil et.”
Ayet: 109Sayfa: 247
Senden önce kendilerine vahyettiğimiz şehir ahalisinden, erkeklerden başkasını (resûl olarak) göndermedik. Kendilerinden önce (yaşayanların) akıbetini görmek için, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Hiç şüphesiz ahiret yurdu, (Allah’tan) korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz?
Ayet: 26Sayfa: 251
Allah dilediğine rızkı genişletir, dilediğine daraltır. Onlar dünya hayatıyla sevinip (şımardılar). (Oysa) dünya hayatı ahiret yanında (basit bir) faydalanmadan başkası değildir.
Ayet: 34Sayfa: 252
Onlara dünya hayatında azap vardır. Ahiret azabı ise daha çetin ve zordur. Ve onları Allah’a karşı koruyacak hiçbir kimse de yoktur.
Ayet: 10Sayfa: 282
Ve ahirete inanmayanları da, onlar için can yakıcı bir azap hazırladığımız (gerçeğiyle müjdeler).
Ayet: 19Sayfa: 283
Kim de ahiret yurdunu ister ve onun için mümin olarak çabalarsa bunların çabası, karşılığını fazlasıyla görecektir.
Ayet: 21Sayfa: 283
Bak! Nasıl da bazısını bazısına üstün kıldık. Hiç kuşkusuz, ahiret dereceleri ve ahiret üstünlüğü daha büyüktür.
Ayet: 45Sayfa: 285
Kur’ân okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanlar arasına görünmez/manevi bir perde çekeriz.
Ayet: 75Sayfa: 309
De ki: “Kim sapıklık içindeyse, Er-Rahmân ona verdiği mühleti alabildiğince uzatsın… Kendilerine vadedilen azap ya da kıyameti gördüklerinde, kimin konumu daha kötü ve kim askerî bakımdan/yardımcılar bakımından daha zayıfmış yakinen bileceklerdir.”
Ayet: 85Sayfa: 310
Muttakileri heyet hâlinde Er-Rahmân’ın huzuruna toplayacağımız o gün (var ya)!
Ayet: 74Sayfa: 315
Hiç kuşkusuz, kim Rabbine suçlu bir günahkâr olarak gelirse elbette, ona cehennem vardır. Orada ne ölür (ki kurtulsun), ne de dirilir (ki faydalansın).
Ayet: 111Sayfa: 318
Tüm yüzler (hayat sahibi ve varlığa hayat veren) El-Hayy ve (var olmak için hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin varlığının kendisine bağlı olduğu) El-Kayyûm olanın karşısında zilletle boyun eğmiştir. Muhakkak ki zulüm taşıyan (sırtında zulüm/şirk yüküyle gelen) kaybetmiştir.
Ayet: 127Sayfa: 320
Aşırı gidip Rabbinin ayetlerine inanmayanları da böyle cezalandırırız. Kuşkusuz ahiret azabı, daha çetin ve daha kalıcıdır.
Ayet: 2Sayfa: 331
Onu göreceğiniz gün, emziren emzirdiğini unutur, gebe kadınlar çocuklarını düşürür ve insanları sarhoş hâlde görürsün; oysa onlar, sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı pek çetindir.
Ayet: 11Sayfa: 332
İnsanlardan öylesi vardır ki Allah’a kıyısından köşesinden (şüphe içinde, ayağı sağlam basmadan) kulluk eder. Şayet ona bir hayır erişirse, onunla mutmain olur. Ona bir fitne/imtihan erişirse yüz üstü çevrilir (eski hâline döner). Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte bu, apaçık bir hüsrandır.
Ayet: 15Sayfa: 332
Kim de Allah’ın, ona (Nebi’ye) dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğine inanıyorsa göğe bir araç uzatsın, sonra da (gökten ona gelen yardımı) kessin. (Sonra da) baksın (bakalım), bulduğu bu çare (İslam’a ve Peygamber’e karşı) öfkesini gidermiş mi?
Ayet: 11Sayfa: 359
(Hayır, öyle değil!) Asıl mesele, onlar kıyameti yalanladılar. Ve biz kıyameti inkâr edenlere, alevleri dehşet saçan bir ateş hazırladık.
Ayet: 87Sayfa: 370
“(İnsanların) diriltileceği günde beni rezil edip küçük düşürme!”
Ayet: 89Sayfa: 370
Allah’a selim bir kalple gelenler müstesna.
Ayet: 68Sayfa: 382
“Andolsun ki biz ve daha önce babalarımız bununla tehdit edildik. Bu, yalnızca öncekilerin masallarıdır.”
Ayet: 70Sayfa: 392
O, kendisinden başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilahın olmadığı Allah’tır. Başta da (dünyada) sonda da (ahirette) hamd O’na aittir. Hüküm yalnızca O’nundur. O’na döndürüleceksiniz.
Ayet: 83Sayfa: 394
İşte (bu) ahiret yurdudur. Biz, onu yeryüzünde üstünlük taslamayan ve bozgunculuk istemeyenlere veririz. (Güzel) akıbet muttakilerindir.
Ayet: 84Sayfa: 394
Kim (Allah’ın huzuruna) iyilikle gelirse onun için daha hayırlısı vardır. Kim de kötülükle gelirse kötülük yapanlara ancak yaptıklarının karşılığı verilir.
Ayet: 21Sayfa: 429
(İblis’in) onlar üzerinde hiçbir otoritesi yoktu. (Fakat) ahirete iman edenler ile onda şüphe içerisinde olanları açığa çıkarmak için (İblis’e mühlet verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde koruyucudur.
Ayet: 20Sayfa: 445
Derler ki: “Yazıklar olsun bize! Bu, Din Günü’dür.”
Ayet: 9Sayfa: 458
(Bu mu,) yoksa geceleri secdede ve kıyamda geçiren, ahiret (azabından) sakınan ve Rabbinin rahmetini umarak gönülden ve sürekli (Allah’a kulluk eden mi daha hayırlıdır)? De ki: “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alır.
Ayet: 26Sayfa: 460
Allah dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Ahiret azabıysa şüphesiz, daha büyüktür. Keşke bilselerdi!
Ayet: 45Sayfa: 462
Allah, bir olarak (tevhid üzere) anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri (nefret ve) ürpertiyle tiksinir. Allah dışındaki (sahte ilahlar) anıldığı zaman, (bir de bakarsın) sevinç içindelerdir.
Ayet: 48Sayfa: 463
İşledikleri kötülükler kendileri için açığa çıkmış ve alaya aldıkları (azap) onları çepeçevre kuşatmıştır.
Ayet: 70Sayfa: 465
Her nefse, yaptığı(nın karşılığı) eksiksiz olarak verilir. O, onların yaptıklarını en iyi bilendir.
Ayet: 75Sayfa: 466
Meleklerin arşın etrafını sarmış (bir şekilde), Rabblerini hamd ile tesbih ettiğini görürsün. Aralarında hak ile hüküm verilmiş ve “Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.” denilmiştir.
Ayet: 7Sayfa: 476
Onlar ki zekâtı vermezler ve onlar kesinlikle ahireti inkâr ederler.
Ayet: 31Sayfa: 479
“Bizler, dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada canınızın istediği her şey sizindir ve orada olmasını arzuladığınız her şey de sizindir.”
Ayet: 20Sayfa: 484
Kim ahiret ekinini isterse (ameliyle ahiret sevabını isterse), onun ekinini arttırırız. Kim de dünya ekinini isterse (ameliyle dünya hayatının süsünü isterse), ona da ondan veririz. (Fakat) onun, ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Ayet: 16Sayfa: 495
En büyük yakalayışla yakalayacağımız gün, hiç şüphesiz biz, intikam alıcılarız.
Ayet: 40Sayfa: 497
Hiç şüphesiz Yevmu’l Fasl/Ayırt Etme Günü, onların topluca (diriltilecekleri) vakittir.
Ayet: 9Sayfa: 498
Ayetlerimizden bir şey öğrenecek olsa onu alay konusu edinir. Böylelerine alçaltıcı bir azap vardır.
Ayet: 27Sayfa: 500
Göklerin ve yerin hâkimiyeti/egemenliği Allah’a aittir. Kıyametin kopacağı gün, işte o zaman, batıl ehli hüsrana uğrayacaktır.
Ayet: 28Sayfa: 500
O gün, her ümmeti dizleri üzere çökmüş görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır ve “Bugün, yaptıklarınızın karşılığını alacaksınız.”
Ayet: 35Sayfa: 501
“Bu, Allah’ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatması nedeniyledir.” Bugün oradan çıkarılmazlar ve (dünyaya geri dönüp Allah’ı razı edecek amel yapma istekleri de) kabul görmez.