Allah’a Karşı Gelmekten Sakınmak ile ilgili ayetler

Sizin yanınızda olan (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğim (Kur’ân’a) inanın ve onu ilk inkâr edenlerden olmayın. Ayetlerimi az bir paha karşılığında satmayın. Ve yalnızca benden sakının. (2/Bakara 41)

Haram ay, haram aya karşılıktır. (Gözetilmesi gereken) hürmetler/haklar da karşılıklıdır. Kim size karşı haddini aşar saldırırsa siz de ona saldırarak misliyle karşılık verin. Allah’tan korkup sakının. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir. (2/Bakara 194)

Hac ve umreyi Allah için tamamlayın. (Hac veya umre vazifesini tamamlamaktan herhangi bir özür nedeniyle) alıkonursanız kolayınıza gelen bir kurban (gönderin). Kurban yerine ulaşıncaya kadar tıraş olmayın. Sizden kim hasta olur ya da başında (ona eza veren) bir şikayeti olur ise fidye olarak oruç tutması, sadaka vermesi veya kurban kesmesi gerekir. (Engeller kalkıp) emniyete kavuştuğunuz zaman kim hac zamanına kadar umreden faydalanmak ister ise kolayına gelen bir kurban (kessin). (Kurbanı) bulamayan da üç günü hacda yedi günü de döndükten sonra olmak üzere tastamam on gün oruç tutsun. Bu (fidye), ailesi Mescid-i Haram (mıntıkasında) oturmayanlar içindir. Allah’tan korkup sakının ve bilin ki Allah, cezası çetin olandır. (2/Bakara 196)

Hac, bilinen aylardadır. (Bilin ki) kim bu aylarda hac yaparsa cinsel münasebet, fısk ve tartışmak hacda yoktur/olmamalıdır. Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. Azık edinin! Şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Benden korkup sakının ey akıl sahipleri! (2/Bakara 197)

Allah’ı sayılı günlerde (Kurban Bayramı’nın 2, 3, ve 4. günlerinde) anın. Her kim ilk iki günde (bayramın 3. günü Mina’dan ayrılmak için) acele ederse ona bir günah yoktur. Allah’tan korkup sakınan kimse ilk iki günden sonraya ertelerse (son güne kadar Mina’da kalırsa) ona da günah yoktur. Allah’tan korkup sakının ve (diriltilip) O’nun huzurunda haşrolacağınızı bilin. (2/Bakara 203)

Kadınlar sizin (ekin misali çocuklar bitiren) tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz gibi gelin. Kendiniz için (ileride faydalı olacak) bir şeyler takdim edin. Allah’tan korkup sakının ve (bir gün) O’nunla karşılaşacağınızı bilin. Müminleri müjdele. (2/Bakara 223)

Kadınları boşadığınız zaman iddet müddetini doldururlarsa ya onları iyilikle tutun ya da iyilikle bırakın. (Fakat) onların haklarını çiğneyip zarar vermek (kastıyla) onları tutmayın. Kim de böyle yaparsa kendisine zulmetmiş olur. (Boşanma ve nikâhı oyuna çevirmek suretiyle) Allah’ın ayetlerini alaya almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, her şeyi bilendir. (2/Bakara 231)

Emzirme süresini tamamlamak isteyen anneler, çocuklarını iki tam yıl boyunca emzirirler. Yiyecek ve giyecek ihtiyacı (yaygın olan) örf ölçüsünce babanın sorumluluğundadır. Hiç kimseye gücünden fazla (harcama yapması istenerek onu zorlayacak) sorumluluk yüklenmez. Ne anne ne de baba, çocuğundan dolayı zarara uğratılsın. Mirasçıya da aynı sorumluluk düşer. Anne baba karşılıklı anlaşarak ve istişareyle çocuğu sütten kesmek isterlerse ikisi için de bir sakınca söz konusu değildir. Şayet çocuğunuzu emzirmesi için bir sütanneye vermek isterseniz vermeniz gereken (ücreti) iyilikle teslim ettikten sonra, bunda bir sakınca yoktur. Allah’tan korkup sakının ve Allah’ın sizin yaptıklarınızı görmekte olduğunu bilin. (2/Bakara 233)

Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve şayet müminlerseniz faizi terk edin. (2/Bakara 278)

Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızdan bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın ona öğrettiği şekilde yazmaktan geri durmasın. Borçlanan kimse borcu yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan korksun ve (borçtan) hiçbir şey eksiltmesin. Şayet borçlanan, zayıf akıllı, (bedenen) zayıf ya da yazdırmaya güç yetiremeyen biriyse velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahit tutun. Şayet iki erkek bulamazsanız razı olduğunuz şahitlerden bir erkek ve iki kadını şahit tutun. (İki kadının bir erkek yerine geçmesinin hikmeti) biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatsın diyedir. Şahitler şahitlik için çağırıldıklarında geri durmasınlar. Küçük olsun büyük olsun (borçlarınızı) yazmakta gevşeklik göstermeyin. (Her türlü borcu kayıt altına almanız) Allah katında şahitliğin en adili, en güçlüsü ve şüpheye düşmemeniz için en uygun olanıdır. Aranızda döndürdüğünüz (pazar, esnaflık, seyyar satıcılık gibi) sürekli olan (peşin) ticaretlerinizi yazmamanızda size bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazıcı ne de şahit zarar görsün. Şayet (şahitlik ve yazıcılıktan ötürü bu insanlara zarar verirseniz) bu sizin için fısk/günah olur. Allah’tan korkup sakının. Allah size öğretiyor. Allah, her şeyi bilendir. (2/Bakara 282)

“Benden önceki (Tevrat’ı) doğrulayıcı ve (Tevrat’ta) sizlere haram kılınmış bazı şeyleri helal kılmak için Rabbinizden bir ayetle size geldim. Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (3/Âl-i İmran 50)

Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkup sakının! Yalnızca Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar olarak can verin. (3/Âl-i İmran 102)

Din olarak İslam’ı seçmek yeterli değildir. Asıl önemli olan son nefese kadar İslam üzere kalabilmek ve İslam üzere can vermektir. Bu da; İslam’ın zıttı olan şirkten sakınmak (39/Zümer, 65), bizi şirkten koruması için Allah’a (cc) yalvarmak (14/İbrahim, 35), Kur’ân’ı ve onun açıklaması olan sahih Sünnet’i çokça okumak (16/ Nahl, 102), tevhidi hayatın, davetin ve mücadelenin merkezine almak (14/İbrahim, 24-27) ve Allah’ın (cc) dinine yardım etmekle (47/Muhammed, 7) mümkündür.

Andolsun ki Bedir’de zayıf/güçsüz olmanıza rağmen Allah size yardım etti. Allah’tan korkup sakının ki şükretmiş olasınız. (3/Âl-i İmran 123)

Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın/birbirinize sabrı tavsiye edin ve nöbet tutun. Allah’tan korkup sakının ki kurtuluşa eresiniz. (3/Âl-i İmran 200)

Ey insanlar! Sizleri tek bir nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve o ikisinden de birçok erkek ve kadın türetip (yeryüzünde) yayan Rabbinizden korkup sakının. Kendisiyle istediğiniz Allah’tan ve akrabalık bağlarını koparmaktan korkup sakının. Şüphesiz ki Allah, sizin üzerinizde gözetleyicidir. (4/Nîsa 1)

Göklerde ve yerde olanların tamamı Allah’a aittir. Andolsun ki sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size Allah’tan sakınmanızı tavsiye ettik. Şayet kâfir olursanız şüphesiz göklerde ve yerde olanların tamamı Allah’a aittir. Allah (kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) Ğaniy, (her daim övgüyü hak eden ve varlık tarafından övülen) Hamîd’tir.” (4/Nîsa 131)

Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: “Temiz şeyler size helal kılındı. Allah’ın size öğrettiği şekilde yetiştirdiğiniz av hayvanlarının yakaladıkları da (helal kılındı). Onların sizin için tuttuklarını Allah’ın adını anarak yiyin. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.” (5/Mâide 4)

Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve sizinle sözleştiği (ona verdiğiniz) sözü hatırlayın! Hani siz: “İşittik ve itaat ettik.” demiştiniz. Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı bilendir. (5/Mâide 7)

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan adaletli şahitler olun. Bir kavme olan öfkeniz/kininiz, sizi adaletsizlik yapmaya sevk etmesin. Adaletli olun! O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (5/Mâide 8)

Ey iman edenler! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani bir topluluk (savaşmak için) size el uzatmak istemişti de (Allah) onların ellerini çekmiş (girişimlerini akamete uğratmıştı). Allah’tan korkup sakının. Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler. (5/Mâide 11)

Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve (sizi) Allah’a (yakınlaştıracak) vesileler arayın. Allah yolunda cihad edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz. (5/Mâide 35)

Selef-i Salihin müfessirlerinden Katade (r.h), “vesile”yi şöyle açıklar:

“Allah’a (cc) itaat ederek ve O’nu razı eden amelleri yaparak O’na yakınlaşın.”

İslam tarafından emredilerek ya da teşvik edilerek meşru kılınan her salih amel, Allah’a (cc) yakınlaştıran bir vesiledir.

Kur’ân, mümin ve müşriklerin vesile konusunda farklı tutum içerisinde olduklarını belirtir. Müminler, İslam’ın onay verdiği salih amel ve imanlarını Allah’a (cc) yakınlaşmaya vesile kılarlar. Müşrikler ise Allah’a (cc) yakınlaştırıcı vesileler uydurur, bunların şer’i olup olmamasına bakmazlar. (Bk. 39/Zümer, 3; 10/Yûnus, 18; 17/İsrâ, 56-57)

Ey iman edenler! Dininizi alay ve oyun konusu edinen sizden önce kendilerine Kitap verilenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Şayet müminlerseniz Allah’tan korkup sakının. (5/Mâide 57)

Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin. Kendisine iman etmiş bulunduğunuz Allah’tan korkup sakının. (5/Mâide 88)

De ki: “Pis olanın çokluğu seni şaşırtıp hoşuna gitse de pis ve temiz bir olmaz. Allah’tan korkun ey akıl sahipleri ki felaha eresiniz.” (5/Mâide 100)

Bu (usul) gerektiği gibi şahitlik yapabilmeleri ve yeminlerinden sonra yeminlerinin geri çevrilmesinden korkmalarına daha yakındır. Allah’tan korkup sakının ve (söylediklerini) dinleyin. Allah, fasıklar grubunu hidayet etmez. (5/Mâide 108)

Hani Havariler: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen, Rabbinden bizim için gökten sofra indirmesini isteyebilir misin?” demişlerdi. (İsa:) “Şayet müminlerseniz Allah’tan korkup sakının.” demişti. (5/Mâide 112)

Ayet-i kerimede iki farklı kıraat vardır.

Birincisi: Genelin okuyuşu olan “هل يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ ” kıraatidir. “Rabbin sofra indirmeye güç yetirebilir mi?” anlamındadır.

İkincisi: İmam Kisai’nin (r.h) kıraati olan “هل تَسْتَطِيعُ رَبَّكَ ” okuyuşudur. Bu kıraat Allah Resûlü’nden de (sav) aktarılmıştır. (Hakim, Müstedrek, 2935; Tirmizi, 2930) Bizim de meal verirken esas aldığımız kıraattir. Bazıları birinci okuyuşa dayanarak Havarilerin Allah’ın (cc) kudretinden şüphe ettiğini iddia etmişlerdir. Oysa, Allah’ın (cc) kendilerine ilham ettiği (5/Mâide, 111), İsa’nın (as) çağrısına icabet eden (3/Âl-i İmran, 52-53) bu seçkin kulların Allah’ın (cc) kudretinden şüphe etmesi söz konusu olamaz.

(Ayrıca) namazı kılın ve O’ndan korkup sakının (diye emrolunduk). (Dirilip) huzurunda toplanacağınız O’dur. (6/En'âm 72)

Bu, bizim indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır. Ona uyun ve korkup sakının ki merhamet olunasınız. (6/En'âm 155)

Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: “Ganimetler (hakkında hüküm verme yetkisi) Allah’a ve Resûl’e aittir. Allah’tan korkup sakının ve aranızı düzeltin. Şayet inanmışsanız Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin.” (8/Enfâl 1)

Aldığınız ganimetlerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz ki Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. (8/Enfâl 69)

Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve sadıklarla beraber olun! (9/Tevbe 119)

(Misafirlerin geldiğini duyunca) kavmi koşar adımlarla ona gelmişti. Bundan önce de kötülükleri (âdet hâline getirecek kadar çokça) yaparlardı. Dedi ki: “Ey kavmim! İşte bunlar benim kızlarım, onlarla (evlenerek ilişki kurmanız) sizin için daha temizdir. Artık Allah’tan korkup sakının ve misafirlerin içinde beni rezil etmeyin. İçinizde hiç mi olgun/aklı başında bir adam yok?” (11/Hûd 78)

Şehir halkı (erkek misafirlerin şehre geldiğini birbirlerine müjdeleyerek) sevinç içinde geldiler. (15/Hicr 67)

Dedi ki: “Bunlar benim misafirlerimdir. Beni utandırıp dillerine düşürmeyin.” (15/Hicr 68)

“Allah’tan korkun ve beni rezil etmeyin.” (15/Hicr 69)

Kullarından dilediğine ruhla/vahiyle melekleri indirir ve (o kâfirleri şöyle) uyarın (diye emreder): “Benden başka (ibadeti hak eden) ilah yok, (o hâlde) benden korkup sakının.” (16/Nahl 2)

Göklerde ve yerde olanların tamamı O’na aittir. Sürekli olan din de O’na aittir. Allah’tan başkasından mı korkup sakınacaksınız? (16/Nahl 52)

Ey insanlar! Rabbinizden korkup sakının. Şüphesiz ki kıyamet sarsıntısı, büyük bir şeydir. (22/Hac 1)

Hiç kuşkusuz sizin bu ümmetiniz, tek (olan İslam) ümmetidir. Ben de sizin Rabbinizim. (Öyleyse) benden korkup sakının. (23/Mü'minûn 52)

Hani kardeşleri Nuh, kendilerine: “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti. (26/Şuarâ 106)

“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.” (26/Şuarâ 107)

“(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 108)

“Sizden (davetim karşılığında) bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, âlemlerin Rabbi (olan Allah)’a aittir.” (26/Şuarâ 109)

“Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 110)

Hani kardeşleri Hud onlara: “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti. (26/Şuarâ 124)

“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.” (26/Şuarâ 125)

“(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 126)

“Ele geçirdiğiniz (insanları) zorbalıkla mı yakalıyorsunuz?” (26/Şuarâ 130)

“Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 131)

“Size, bildiğiniz (güzelliklerle) destek veren (Allah’tan) korkup sakının.” (26/Şuarâ 132)

Hani kardeşleri Salih onlara: “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti. (26/Şuarâ 142)

“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.” (26/Şuarâ 143)

“(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 144)

“Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 150)

Hani kardeşleri Lut onlara: “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti. (26/Şuarâ 161)

“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.” (26/Şuarâ 162)

“(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 163)

Hani Şuayb onlara demişti ki: “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” (26/Şuarâ 177)

“Şüphesiz ki ben, sizin için güvenilir bir resûlüm.” (26/Şuarâ 178)

“(O hâlde) Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin.” (26/Şuarâ 179)

“İnsanların eşyalarını eksiltmeyin! Yeryüzünde bozgunculuk yaparak, karışıklık/düzensizlik/taşkınlık çıkarmayın.” (26/Şuarâ 183)

“Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkup, sakının.” (26/Şuarâ 184)

İbrahim’i de (kavmine yolladık). Hani kavmine demişti ki: “Allah’a kulluk edin ve O’ndan korkup sakının. Şayet bilirseniz bu, sizler için en hayırlı olandır.” (29/Ankebût 16)

Yüzünü (hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayan muvahhid) bir hanif olarak dine çevir. Allah’ın insanları yarattığı fıtrata (uy). Allah’ın yaratmasında değişiklik yoktur. (Herkesi tevhid fıtratı üzere yaratmıştır.) İşte dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmezler. (30/Rûm 30)

Yalnızca Allah’a (cc) ibadet ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmama manasında olan tevhid/İslam, her insanın fıtratına yerleştirilmiş bir bilgi ve eğilimdir. Her insan, bu fıtrat üzere dünyaya gelmektedir. İnsanlardan kimisi fıtratında var olan delillerin peşine düşüp, hiçbir peygamberin olmadığı zamanlarda dahi tevhid üzere Allah’a (cc) kulluk edebilmektedir. Zeyd b. Amr b. Nufeyl gibi. (Bk. Buhari, 3826, 3828) Kimisi de fıtratında var olan bu bilginin peşine düşmeyip zan, hurafe ve varsayıma dayalı, gelenek ve âdetlerle beslenen bir inanç oluşturmaktadır. (Bk. 28/Kasas, 46; 7/A’râf, 172-173)

O’na yönelenler olun. O’ndan korkup sakının. Namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın. (30/Rûm 31)

Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve öyle bir günden korkun ki (o gün,) hiçbir babanın oğluna, oğlun da babasına faydası yoktur. Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Çokça aldatan (şeytan) da sizi Allah’la aldatmasın. (31/Lokmân 33)

Ey Nebi! Allah’tan korkup sakın, kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Şüphesiz ki Allah, (her şeyi bilen) Alîm, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm’dir. (33/Ahzâb 1)

(Peygamber kadınlarının perde olmaksızın) babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin erkek çocukları, kız kardeşlerinin erkek çocukları, kadınları ve köleleriyle (konuşmalarında) bir sakınca/günah yoktur. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz ki Allah, her şeyin üzerinde şahittir. (33/Ahzâb 55)

Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve doğru/sağlam/adil söz söyleyin. (33/Ahzâb 70)

(Allah da buna karşılık) amellerinizi ıslah etsin, günahlarınızı bağışlasın. Kim de Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse şüphesiz ki büyük bir kurtuluş ve kazanç elde etmiş olur. (33/Ahzâb 71)

De ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkup sakının! Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca verilir.” (39/Zümer 10)

Onların üstlerinde de ateşten tabakalar vardır, altlarında da (ateşten) tabakalar vardır. Bu, Allah’ın kullarını kendisiyle korkuttuğu (cehennemdir). Ey kullarım! Benden korkup sakının. (39/Zümer 16)

İsa apaçık delillerle geldiği zaman dedi ki: “Muhakkak ki size hikmeti getirdim ve ihtilaf ettiğiniz konuların bazısını açıklamak için geldim. Allah’tan korkup sakının ve bana uyun.” (43/Zuhruf 63)

Hani o kâfirler, kalplerine asabiyeti, cahiliye asabiyetini koymuştu. Allah da, Resûlü’nün ve müminlerin üzerine sekinetini indirmiş ve onları takva kelimesi (olan Lailaheillallah’a) bağlı kılmıştı. (İşin aslı) onlar da buna layık ve ehil kimselerdi. Allah, her şeyi bilendir. (48/Fetih 26)

Ey iman edenler! Allah’ın ve Resûlü’nün önüne geçmeyin, Allah’tan korkup sakının! Şüphesiz ki Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semi’, (her şeyi bilen) Alîm’dir. (49/Hucurât 1)

Müminler ancak kardeştirler. Kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkup sakının. Umulur ki merhamete nail olursunuz. (49/Hucurât 10)

Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve Resûlü’ne iman edin ki size rahmetinden iki kat versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve (günahlarınızı) bağışlasın. Allah (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir. (57/Hadîd 28)

Ey iman edenler! Fısıldaştığınız zaman günah, düşmanlık ve Resûl’e isyan ile fısıldaşmayın. İyilik ve takvayı fısıldaşın. (Diriltilip) huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkup, sakının. (58/Mücadele 9)

Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının! Herkes yarın için ne takdim ettiğine bir baksın. Allah’tan korkup sakının! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (59/Haşr 18)

Şayet eşlerinizden biri kâfirlere kaçar (onlara katılırsa), siz de (onlarla savaşıp ganimet elde eder) ve onları cezalandırırsanız hanımları gitmiş olanlara harcadıkları kadarını veriniz. İman etmiş olduğunuz Allah’tan korkup sakınınız. (60/Mümtehine 11)

Mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. Allah ise katında en büyük mükâfat olandır. (64/Teğabûn 15)

Allah’tan gücünüz yettiğince korkup sakının. İşitin, itaat edin. Kendinize hayır olarak infakta bulunun. Kim de nefsinin bencilliğinden korunursa işte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler. (64/Teğabûn 16)

Ey Nebi! Kadınları boşamak (istediğinizde) onları iddetleri (vaktinde yani temizlendiklerinde) boşayın ve iddet müddetini hesaplayın. Rabbiniz olan Allah’tan korkup sakının. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. (Ancak) apaçık bir fuhşiyat (zina) işlerlerse (onları çıkarabilirsiniz). Bu, Allah’ın (koymuş olduğu) sınırlarıdır. Kim de Allah’ın sınırlarını çiğnerse, şüphesiz ki nefsine zulmetmiş olur. Bilemezsin ki belki de Allah (talak sonrası kalplerini tekrardan birbirlerine ısındırıp) yeni bir durum meydana getirir. (65/Talak 1)

(İddet) sürelerine ulaştıkları zaman, onları güzellikle tutun veya güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden iki adil şahit tutun ve şahitliği Allah için dosdoğru yapın. Allah’a ve ahiret gününe inananlara bununla öğüt verilir. Kim de Allah’tan korkup sakınırsa (Allah,) ona bir çıkış yolu kılar. (65/Talak 2)

Ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse O, kendisine yeter. Şüphesiz ki Allah, (dilediği) emrini yerine getirecek olandır. Muhakkak ki Allah, her şey için bir ölçü/zaman/vade tayin etmiştir. (65/Talak 3)

Kadınlarınızdan hayızdan kesilmiş olanlar ve henüz hayız görmemiş olanların iddeti -şayet şüpheye düşerseniz- üç aydır. Hamile kadınların (iddetiyse) yüklerini bırakmalarıdır. Kim de Allah’tan korkup sakınırsa (Allah,) ona işinde kolaylık ihsan eder. (65/Talak 4)

Bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’tan korkup sakınırsa (Allah,) onun kusurlarını örter ve onun mükâfatını büyütür. (65/Talak 5)

“Allah’a ibadet edin, O’ndan korkup sakının ve bana itaat edin.” (71/Nûh 3)

“(Buna karşılık) günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirlenmiş bir süreye kadar ertelesin. Şüphesiz ki Allah’ın eceli (size) geldiğinde ertelenmez. Keşke bilmiş olsaydınız.” (71/Nûh 4)