Bakara
Ayet: 63Sayfa: 9
(Hatırlayın!) Hani bir zamanlar sizden söz almış ve Tûr Dağı’nı tepenizde yükseltmiştik. (Ve demiştik ki:) “Size verdiğimiz (Kitab’a) kuvvetle yapışın ve içindeki (öğütleri) hatırlayın ki sakınıp korunabilesiniz.”
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 63Sayfa: 9
(Hatırlayın!) Hani bir zamanlar sizden söz almış ve Tûr Dağı’nı tepenizde yükseltmiştik. (Ve demiştik ki:) “Size verdiğimiz (Kitab’a) kuvvetle yapışın ve içindeki (öğütleri) hatırlayın ki sakınıp korunabilesiniz.”
Ayet: 64Sayfa: 9
(Bu sözünüzden) sonra (yine) yüz çevirdiniz. Allah’ın sizin üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı kesinlikle hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.
Ayet: 178Sayfa: 26
Ey iman edenler! Öldürme vakaları için size kısas hükmü farz kılındı. Hür olana karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın (olmak üzere kısası yapın). Fakat kime de kardeşi tarafından (kısastan vazgeçilerek) bir şey bağışlanırsa artık (maktul yakınları diyeti) örfe uygun istesin. (Katil de) iyilikle ödesin. Bu, Rabbiniz tarafından (sizin için) bir hafifletme ve rahmettir. Kim de bundan sonra haddi aşacak olursa onun için can yakıcı bir azap vardır.
Ayet: 157Sayfa: 69
Andolsun, Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz Allah’tan bir mağfiret ve rahmet, elbette onların topladıklarından daha hayırlıdır.
Ayet: 83Sayfa: 90
Onlara emniyete ya da korkuya dair bir haber geldiğinde (haberin olumlu olumsuz etkisini hesaba katmadan) onu yayarlar. Şayet onu (kimseye anlatmadan önce) Resûl’e ya da yöneticilerine götürselerdi olaylardan sonuç çıkarma kabiliyeti olanlar, o haberin (doğru olup olmadığının, bırakacağı etkinin faydalı mı yoksa zararlı mı olacağının) hakikatini bilirlerdi. Allah’ın sizin üzerinizde lütfu ve rahmeti olmasaydı azınız müstesna, şeytana uymuştunuz.
Ayet: 96Sayfa: 93
(Bu büyük ecir) Allah’tan dereceler, bağışlanma ve rahmettir. Allah, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.
Ayet: 113Sayfa: 95
Şayet Allah’ın lütfu ve rahmeti senin üzerine olmasaydı onlardan bir grup seni saptırmayı arzuluyordu. Onlar sadece kendilerini saptırıyorlar ve sana hiçbir zarar da veremezler. Allah, sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah’ın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı çok büyüktür.
Ayet: 12Sayfa: 128
De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kime aittir?” De ki: “Allah’a aittir.” O, rahmeti, kendi üzerine yazmıştır. Andolsun ki (vuku bulacağında) hiçbir şüphe olmayan Kıyamet Günü’nde sizleri bir araya toplayacaktır. Kendilerini hüsrana/zarara uğratanlar! Onlar iman etmezler.
Ayet: 16Sayfa: 128
“Kim de o gün azaptan alıkonulup çevrilirse (Allah) ona rahmet etmiştir. Bu, apaçık bir kazançtır.”
Ayet: 54Sayfa: 133
Ayetlerimize iman edenler sana geldiğinde de ki: “Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. (Şöyle ki:) Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra onun ardından tevbe eder ve (hatasını) düzeltirse, hiç şüphesiz O (Allah), (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’dir.”
Ayet: 149Sayfa: 167
(Başlarını ellerinin arasına alıp) yaptıklarına pişman oldukları ve kesinlikle saptıklarını anladıkları vakit demişlerdi ki: “Şayet Rabbimiz bize merhamet edip bizi bağışlamazsa elbette hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
Ayet: 57Sayfa: 214
“Ey insanlar! Şüphesiz ki size, Rabbinizden bir öğüt, sinelerde olan (manevi hastalıklara) şifa, müminler için de hidayet ve rahmet olan (bir Kitap geldi).”
Ayet: 58Sayfa: 214
De ki: “Allah’ın lütfu ve rahmetiyle, (evet) yalnızca bunlarla sevinsinler. O, onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.”
Ayet: 43Sayfa: 225
Dedi ki: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” Dedi ki: “Bugün, Allah’ın rahmet ettikleri hariç, Allah’ın emrinden insanı koruyacak yoktur.” Aralarına dalga girdi ve boğulanlardan oldu.
Ayet: 47Sayfa: 226
(Nûh,) “Hakkında bilgim olmayan şeyi sormaktan sana sığınırım Rabbim! Şayet beni bağışlayıp bana merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum.” dedi.
Ayet: 61Sayfa: 227
Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). Demişti ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet/kulluk edin! Sizin O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilahınız yoktur. Sizi yerden (topraktan) yaratan ve orayı imar edip, orada ömür süresiniz diye (sizi var eden) O’dur. (Öyleyse) O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz ki Rabbim, (kullarına en yakın olan) Karib ve (dualara ve isteklere icabet eden) Mucîb’dir.”
Ayet: 73Sayfa: 229
Demişlerdi ki: “Allah’ın işine mi şaşırıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olsun ey ev halkı! Şüphesiz ki O, (her daim övgüyü hak eden ve varlık tarafından övülen) Hamîd ve (ihsanı bol, şerefli, her daim övülen) Mecîd’dir.”
Ayet: 119Sayfa: 234
Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. Onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cinleri ve insanları cehenneme dolduracağım.” sözü/hükmü kesinleşmiştir.
Ayet: 92Sayfa: 245
Demişti ki: “Bugün size kınama yoktur. Allah sizin günahınızı bağışlayacaktır. O merhametlilerin en merhametlisidir.”
Ayet: 8Sayfa: 282
Umulur ki Rabbiniz, size merhamet eder. Şayet (bozgunculuğa) dönerseniz, biz de (güçlü kullarımızı üzerinize göndermeye) döneriz. Biz, cehennemi kâfirler için hapishane/zindan kılmışızdır.
Ayet: 87Sayfa: 290
(Bunu yapmamamız) yalnızca Rabbinin rahmeti sebebiyledir. Şüphesiz ki O’nun senin üzerindeki ihsan ve lütfu pek büyüktür.
Ayet: 16Sayfa: 294
Mademki onları ve Allah’ın dışında ibadet ettiklerini terk edip ayrıldınız, (haydi) mağaraya sığının da Rabbiniz rahmetini yaysın ve işinizi kolaylaştırsın.
Ayet: 2Sayfa: 304
(Okunacak olan ayetler) Rabbinin, kulu Zekeriyyâ’ya olan rahmetinin anılmasıdır.
Ayet: 21Sayfa: 305
(Cibrîl:) “İşte böyle!” demişti. “Rabbin: ‘Bu, benim için kolaydır.’ dedi.” (Bu çocuk) insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet olması içindir. Ve iş karara bağlanmış, bitmişti.
Ayet: 50Sayfa: 307
Onlara rahmetimizden (lütuflar) verdik. Ve onlara yüce bir doğruluk dili ihsan ettik. (Doğru sözlüdürler ve insanlar tarafından doğrulukla/övgüyle anılırlar.)
Ayet: 53Sayfa: 308
Ona rahmetimizden, kardeşi Hârûn’u da bir nebi olarak armağan ettik.
Ayet: 83Sayfa: 328
Eyyûb’u da (an)! Hani o Rabbine dua etmiş (ve demişti ki:) “Şüphesiz ki bu dert bana dokundu/her yönden beni kuşattı ve sen merhametlilerin en merhametlisisin.”
Ayet: 84Sayfa: 328
Onun duasına icabet ettik ve sıkıntısını giderdik. Tarafımızdan bir rahmet ve (Allah’a) kulluk edenlere öğüt olması için, ailesini ve bir o kadarını daha ona verdik.
Ayet: 107Sayfa: 330
Biz seni yalnızca âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Ayet: 75Sayfa: 346
Onlara merhamet edip sıkıntılarını giderecek olsak hiç şüphesiz (tekrar) azgınlıklarına dalıp bocalamaya devam edeceklerdir.
Ayet: 109Sayfa: 348
Doğrusu, benim kullarımdan bir grup, “Rabbimiz! İman ettik, bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın.” derlerdi.
Ayet: 118Sayfa: 348
De ki: “Rabbim bağışla, merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.”
Ayet: 10Sayfa: 349
Şayet üzerinizde Allah’ın ihsan ve lütfu olmasa ve Allah (tevbeye muvaffak kılan ve tevbeleri çokça kabul eden) Tevvâb ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm olmasaydı (hâliniz nice olurdu)?
Ayet: 14Sayfa: 350
Şayet dünyada ve ahirette üzerinizde Allah’ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız (dedikodular) nedeniyle, size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
Ayet: 20Sayfa: 350
Şayet üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasa ve Allah (kullarına karşı şefkatli olan) Raûf ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm olmasaydı (hâliniz nice olurdu)?
Ayet: 21Sayfa: 351
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim de şeytanın adımlarına uyarsa (bilsin ki) hiç şüphesiz o (şeytan), fuhşiyatı ve münkeri emreder. Şayet üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı içinizden hiç kimse ebediyen arınamazdı. Fakat Allah, dilediğini temizleyip arındırır. Allah (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.
Ayet: 46Sayfa: 390
Biz (Mûsâ’ya) seslendiğimizde Tûr’un yanında da değildin. Fakat Rabbinin rahmeti olarak (bunları sana vahyediyoruz ki) senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan topluluğu uyarasın. Umulur ki öğüt alırlar.
Ayet: 86Sayfa: 395
Kitab’ın sana vahyedileceğini ummaz, beklemezdin. Lakin (o), Rabbinden bir rahmet olarak (sana vahyedildi). (Öyleyse) sakın kâfirlere destek olma.
Ayet: 46Sayfa: 408
Size rahmetinden tattırması, gemilerin O’nun emriyle akıp gitmesi, O’nun lütuf ve ihsanını aramanız için rüzgârları müjdeciler olarak göndermesi O’nun ayetlerindendir. Umulur ki şükredersiniz.
Ayet: 50Sayfa: 408
Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Nasıl da ölümünden sonra yeryüzüne hayat vermektedir? Şüphesiz ki bu (Allah), ölüleri de diriltecektir. O, her şeye kadîrdir.
Ayet: 2Sayfa: 433
Allah’ın insanlara bahşettiği herhangi bir rahmeti kısıtlayacak, kısıtladığını da ondan sonra salıverecek/önünü açacak yoktur. O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir.
Ayet: 44Sayfa: 442
Onlara rahmet etmemiz ve (ecelleri olan) belirlenmiş süreye kadar faydalandırmamız başka.
Ayet: 7Sayfa: 466
Arşı taşıyan ve onun etrafında bulunanlar, Rabblerini hamd ile tesbih eder, O’na iman eder, iman edenler için bağışlanma talebinde bulunur ve “Rabbimiz! Rahmet ve ilimle her şeyi kuşattın, tevbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru.” (derler.)
Ayet: 28Sayfa: 485
(Rahmetinden) ümit kesmelerinin ardından, yağmuru indiren ve rahmetini yayan O’dur. O, (kullarını dost edinen ve müminlerin gerçek dostu) El-Veliy ve (her daim övgüyü hak eden ve varlık tarafından övülen) El-Hamîd’dir.
Ayet: 48Sayfa: 487
Şayet yüz çevirirlerse seni, onların üzerine (amellerini kayıt altına alan bir) gözetleyici kılmadık. Senin vazifen yalnızca tebliğdir. Şüphesiz ki biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda bundan dolayı sevinip şımarır. Şayet ellerinin (yapıp) takdim ettiği (ameller) nedeniyle başına bir kötülük gelse şüphesiz ki insan nankörleşiverir.
Ayet: 32Sayfa: 490
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? (Oysa) dünya hayatında geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Onların bir kısmı diğer bir kısmına iş gördürsün/hizmet ettirsin diye, bazısını bazısına derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti, onların toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır.
Ayet: 6Sayfa: 495
Rabbinden bir rahmet olarak… Şüphesiz ki O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi bilen) El-Alîm’in ta kendisidir.
Ayet: 42Sayfa: 497
Allah’ın rahmet ettikleri müstesna. Şüphesiz ki O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’in ta kendisidir.
Ayet: 28Sayfa: 563
De ki: “Görüşünüz nedir? (Söylesenize!) Şayet Allah beni ve beraberimdekileri helak etse ya da bize merhamet etse, kâfirleri can yakıcı azaptan kim koruyacak?”