Nisâ
Ayet: 116Sayfa: 96
Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun (şirkin) dışında kalanları dilediğine bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa (geri dönüşü zor ve) uzak bir sapıtmayla sapıtmış olur.
Bu konuyla ilgili ayetler
Ayet: 116Sayfa: 96
Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun (şirkin) dışında kalanları dilediğine bağışlar. Kim de Allah’a şirk koşarsa (geri dönüşü zor ve) uzak bir sapıtmayla sapıtmış olur.
Ayet: 117Sayfa: 96
Onlar, Allah’ı bırakıp da birtakım dişi (ismi verilen putlara) dua ederler. (Gerçekte) onların dua ettikleri, inatçı şeytandan başkası değildir.
Ayet: 118Sayfa: 96
Allah ona lanet etmiştir/etsin. Dedi ki: “(Kasem olsun ki) senin kullarından belirlenmiş bir pay edineceğim.”
Ayet: 119Sayfa: 96
“Onları saptıracağım, onları (boş) kuruntularla oyalayacağım, onlara emredeceğim ve hayvanların kulaklarını kesecekler, onlara emredeceğim ve Allah’ın yarattığı (fıtratı) değiştirecekler.” Kim de Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse hiç şüphesiz apaçık bir hüsrana uğramış olur.
Ayet: 120Sayfa: 96
Onlara vaatte bulunur ve onları (boş) kuruntularla oyalar. Şeytanın onlara vaadi aldatmadan ibarettir.
Ayet: 76Sayfa: 119
De ki: “Allah’ı bırakıp, size zarar vermeye de fayda vermeye de malik olmayan (güç yetiremeyecek) varlıklara mı ibadet ediyorsunuz? Allah; O (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.”
Ayet: 71Sayfa: 135
De ki: “Allah bizi (tevhide) hidayet ettikten sonra Allah’ı bırakıp da bize hiçbir faydası ve zararı olmayan şeylere mi (putlara, türbelere, yatırlara mı) dua edelim? Arkadaşları kendisini, ‘Hidayete gel.’ diye çağırdıkları hâlde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken şeytanların ayarttığı kimse gibi topuklarımız üzere geri mi dönelim?” De ki: “Şüphesiz ki gerçek ve hakiki hidayet, Allah’ın hidayetidir. Ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”
Ayet: 18Sayfa: 209
Allah’ı bırakıp, kendilerine hiçbir zarar ve fayda vermeyecek şeylere ibadet ediyor ve “Bunlar, bizim Allah katındaki şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki: “(Allah bu varlıklara ibadeti meşru kılmamış ve bunlara şefaat yetkisi vermemiştir. Buna rağmen böyle iddia ederek) Allah’a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O (Allah), onların şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.
Ayet: 34Sayfa: 212
De ki: “Sizin (Allah’a) ortak koştuklarınız içinde ilk defa yaratacak sonra da yaratmayı (dirilterek) tekrar edecek var mı?” De ki: “İlk defa yaratan da sonra (yarattıklarını dirilterek) yaratmayı tekrar edecek olan da Allah’tır.” Nasıl olur da (Allah’tan başka bir yöne) çevrilirsiniz?
Ayet: 35Sayfa: 212
De ki: “Sizin (Allah’a) ortak koştuklarınız içinde hakka iletebilecek var mı?” De ki: “Allah’tır hakka ileten.” Hakka ileten (Allah mı) uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa kendisine yol gösterilmedikçe doğruyu bulamayan (putlar ve onlar adına konuşan din bezirganları) mı? Ne oluyor size, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ayet: 36Sayfa: 212
Onların çoğu yalnızca zanna uyar. Doğrusu zan, (hak gibi kesin bilgiye/vahye dayanmaz. Bu sebeple de) hakkın yerine geçmez/hakkın verdiği (mutmainliği) sağlamaz. Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını bilir.
Ayet: 66Sayfa: 215
Dikkat edin! Göklerde ve yerde her kim varsa Allah’a aittir. Allah’ı bırakıp da O’nun dışında varlıklara dua edenler (gerçekte) ortak koştuklarına uymazlar. Onlar sadece zanna uymakta ve tahminle hareket etmektelerdir.
Ayet: 100Sayfa: 232
Bu, sana (gerçek hâliyle) anlattığımız beldelerin haberleridir. Onlardan kimisi (hâlen) ayaktadır. (Geriye onlardan izler kalmıştır.) Kimisi de biçilmiş ekin (gibi darmadağın) olmuştur.
Ayet: 101Sayfa: 232
Biz, onlara zulmetmemiştik; fakat onlar, kendilerine zulmetmekteydiler. Rabbinin (helaka dair) emri geldiğinde, Allah’ı bırakıp da dua ettikleri ilahlarının onlara hiçbir faydası olmamıştı. (Evet,) onlara yıkım ve hasardan başka bir katkıları olmamıştı.
Ayet: 109Sayfa: 233
Bunların ibadet ettikleri şeylerden şüphen olmasın. Daha önce babaları nasıl ibadet ediyorsa bunlar da öyle ibadet ediyorlar. Paylarına düşen (azabı) hiç şüphesiz, eksiksiz bir şekilde onlara vereceğiz.
Ayet: 39Sayfa: 239
“Ey zindan arkadaşlarım! (Hiç düşündünüz mü?) Birbirinden ayrı, darmadağınık rabbler mi daha hayırlıdır, yoksa (zatında, fiillerinde ve sıfatlarında tek olan) El-Vâhid ve (her şeye boyun eğdirip hükmüne ram eyleyen) El-Kahhâr olan Allah mı?”
Ayet: 40Sayfa: 239
“Sizin O’nu bırakıp da ibadet ettikleriniz, ancak sizin ve babalarınızın koyduğu, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği birtakım isimlerdir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk/ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Ayet: 14Sayfa: 250
Hak olan dua Allah’a (yapılandır). Onun dışında dua ettikleriyse, onların duasına hiçbir şekilde karşılık veremezler. (Allah’tan başkasına dua edenlerin) durumu, ağzına su ulaşsın diye iki avucunu suya doğru uzatmakla (yetinenin) durumu gibidir. (Oysa) o (su) asla ona ulaşmaz. Kâfirlerin (Allah’ın dışındaki varlıklara) duaları, kaybolup gidecek sapıklıktan başka bir şey değildir.
Ayet: 16Sayfa: 250
De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah’tır.” De ki: “(Göklerin ve yerin Rabbi O iken yine de) Allah’ı bırakıp kendilerine faydaları olmayan veya kendinden zararı defedemeyen varlıkları mı veliler edindiniz?” De ki: “Hiç kör ile gören bir olur mu? Yahut karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa, Allah’a tayin ettikleri ortaklar (Allah gibi) yarattı da, (Allah’ın yaratmasıyla ortakların) yaratması birbirine mi benzedi (kimin ilah olduğuna dair kafaları mı karıştı)?” De ki: “Allah her şeyin yaratıcısıdır. Ve O, (zatında, fiillerinde ve sıfatlarında tek olan) El-Vâhid ve (her şeye boyun eğdirip hükmüne ram eyleyen) El-Kahhâr’dır.”
Ayet: 33Sayfa: 252
Her nefsin bütün kazandığını gözetleyene mi (şirk koşuyorlar)? Onlar Allah’a ortaklar tayin ettiler. De ki: “(Ortaklara) isim koyun (bakalım).” (Allah ne bu varlıklara yetki vermiş ne de bunları ortak edinmiştir.) Yoksa, Allah’ın yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz? Yoksa bu (isimler) içi boş, öylesine söylenmiş bir söz mü? (Hayır, öyle değil!) Bilakis o kâfirlere, tuzakları süslü gösterildi ve (dosdoğru) yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırmışsa ona hidayet edecek yoktur.
Ayet: 35Sayfa: 259
(Hatırlayın!) Hani İbrâhîm şöyle demişti: “Rabbim! Bu beldeyi güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut.”
Ayet: 36Sayfa: 259
“Rabbim! Gerçekten o (putlar), insanlardan birçoğunu saptırdılar. Bana uyan, hiç şüphesiz bendendir. Bana isyan edene gelince, şüphesiz ki sen, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’sin.”
Ayet: 17Sayfa: 268
Hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Öğüt almaz mısınız?
Ayet: 20Sayfa: 268
Allah’ın dışında dua ettikleri, hiçbir şey yaratamazlar. Onlar kendileri yaratılmışlardır.
Ayet: 21Sayfa: 268
(Onlar) ölüdür, diri değil. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Ayet: 72Sayfa: 273
Allah sizin için kendi nefislerinizden eşler yarattı. Eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar yarattı. Sizi temiz şeylerle rızıklandırdı. (Hâl böyleyken) batıla inanıp Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Ayet: 73Sayfa: 274
Allah’ı bırakıp da kendileri için göklerden ve yerden hiçbir rızka sahip olmayan, (olmaya da) güç yetiremeyecek şeylere ibadet ederler.
Ayet: 74Sayfa: 274
(Allah’ı başka varlıklara, başka varlıkları da Allah’a benzeterek) Allah hakkında örnekler/misaller vermeyin. (Allah hakkında verilecek örneği yalnızca) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Ayet: 75Sayfa: 274
(İlah edindiğiniz putlarla Allah arasındaki farkı anlamanız için) başkasının kölesi olup, hiçbir şeye gücü yetmeyenle; tarafımızdan güzel bir şekilde rızıklandırdığımız ve o rızıktan gizli ve açık bir şekilde harcayan iki kişiyi örnek verdi Allah. (Bu ikisi,) bir olur mu hiç? Allah’a hamdolsun. Bilakis, onların çoğu bilmezler.
Ayet: 76Sayfa: 274
Şu iki adamı da örnek verdi: Dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmeyen, sahibine yük, ne iş verilse (eline yüzüne bulaştıran) hayırlı bir sonuç getirmeyen biriyle; adaletle emreden ve dosdoğru yol üzere olan kimse bir olur mu hiç?
Ayet: 56Sayfa: 286
De ki: “O’nu bırakıp da (haklarında özel yetkiler, şefaat, kâinatta tasarruf, Allah’a yaklaştırma gibi) düşünceleriniz olanları çağırın (bakalım)! Ne sizden zararı gidermeye ne de hâlinizi değiştirmeye güçleri yeter.”
Ayet: 57Sayfa: 286
O dua ettikleri de Rabblerine hangisi daha yakın diye vesile arar, rahmetini umar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, sakınılması gereken bir azaptır.
Ayet: 67Sayfa: 288
Size denizde bir sıkıntı dokunduğunda, O’nun dışında dua ettikleriniz kaybolup gider, bir tek O’na yalvarırsınız. Sizi kurtarıp karaya çıkardığında da yüz çevirirsiniz. İnsan pek nankördür.
Ayet: 52Sayfa: 298
O gün (müşriklere), “Haydi bana ortak olduğunu iddia ettiklerinizi çağırın (bakalım)!” der. Çağırırlar, (fakat putlar) icabet edemez ve aralarına (kavuşmalarına engel) bir uçurum koymuşuzdur.
Ayet: 42Sayfa: 307
Hani babasına demişti: “Babacığım! Niçin duymayan, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayacak şeylere ibadet ediyorsun?”
Ayet: 43Sayfa: 307
“Babacığım! Şüphesiz ki bana, sana gelmemiş olan bir ilim geldi. Bana uy ki seni dosdoğru yola ileteyim.”
Ayet: 44Sayfa: 307
“Babacığım! Şeytana ibadet/kulluk etme! Çünkü şeytan, Er-Rahmân’a başkaldırmıştır/asi olmuştur.”
Ayet: 45Sayfa: 307
“Babacığım! Er-Rahmân’ın azabı sana dokunur ve şeytana dost olursun diye endişeleniyorum.”
Ayet: 46Sayfa: 307
(Babası) demişti ki: “İlahlarımdan yüz mü çeviriyorsun ey İbrâhîm? Şayet (bu hâline) son vermezsen seni taşlarım. Uzun süre benden uzaklaş.”
Ayet: 47Sayfa: 307
Demişti ki: “Selam olsun sana! Senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, bana karşı (merhametli, lütufkâr ve benimle yakından ilgilenen) Hafiy’dir.”
Ayet: 48Sayfa: 307
“Sizi ve Allah’ın dışında dua ettiklerinizi terk edip ayrılıyorum. Yalnızca Rabbime dua ediyorum. Umulur ki Rabbime yaptığım dua nedeniyle bedbaht olmam. (Rabbim duama icabet eder.)”
Ayet: 49Sayfa: 307
(İbrâhîm) onları ve onların Allah’ı bırakıp da ibadet ettiklerini terk edip ayrılınca ona, İshâk’ı ve Ya’kûb’u verdik. Hepsini nebi kıldık.
Ayet: 81Sayfa: 310
Kendilerine izzet/üstünlük/güç kaynağı olsun diye Allah’ın dışında ilahlar edindiler!
Ayet: 82Sayfa: 310
Asla! (Kıyamet Günü) onların ibadetlerini inkâr edecek ve onların karşısında (düşman olarak) yer alacaklar.
Ayet: 87Sayfa: 316
Dediler ki: “Sana verdiğimiz sözden irademizle dönmedik. Biz (Firavun ve kavminin) ziynet eşyalarını yüklenmiştik. Onları (ateşe) attık, aynı şekilde Samiri de attı.”
Ayet: 88Sayfa: 317
Onlara buzağı suretinde böğüren bir heykel çıkarmış ve “İşte sizin de Mûsâ’nın da ilahı budur. Fakat (Mûsâ) unuttu.” demişti.
Ayet: 89Sayfa: 317
Ona (bir şey dediklerinde) kendilerine cevap vermediğini, onlar için bir fayda sağlamadığını ve zararı da defedemediğini görmüyorlar mı?
Ayet: 97Sayfa: 317
Dedi ki: “Haydi git/Defol! Sen hayat boyunca ‘La misas! (Kimse bana dokunmasın, ben de kimseye dokunmayayım.)’ diyeceksin. Ve senin asla şaşmayacak (helak olacağın) bir zamanın vardır. Şimdi de sürekli başında beklediğin ilahına bak! Andolsun ki onu yakacak, sonra da (küllerini) denize savuracağız.”
Ayet: 43Sayfa: 324
Yoksa onları bize karşı koruyan ilahları mı var? Onlar, kendilerine yardıma bile güç yetiremezler. Onlar bizden himaye de bulamazlar.
Ayet: 60Sayfa: 326
“Bir genç işittik onları diline dolayan! Onun adı İbrâhîm.” demişlerdi.
Ayet: 61Sayfa: 326
“Onu tüm insanların gözü önünde (bir yere) getirin, belki (bu işi onun yaptığına) şahitlik ederler.” demişlerdi.
Ayet: 62Sayfa: 326
“Sen mi ilahlarımıza bunu yaptın ey İbrâhîm?” demişlerdi.
Ayet: 63Sayfa: 326
“(Hayır, düşündüğünüz gibi değil!) Bilakis, onların büyüğü (olan put, öylece sağlam durduğuna göre) bunu o yapmıştır. Şayet konuşabiliyorlarsa (putlara) sorun (bakalım).”
Ayet: 64Sayfa: 326
Kendi iç dünyalarına dönüp (düşündükten sonra) demişlerdi ki: “Şüphesiz ki (konuşamayan ve kendini savunamayan varlıklara ibadet etmekle) sizler zalimlerin ta kendisisiniz.”
Ayet: 65Sayfa: 326
Sonra tekrar baş aşağı olup (eski hâllerine döndüler ve) “Andolsun ki sen de bunların konuşamadığını biliyorsun.” (dediler.)
Ayet: 66Sayfa: 326
Demişti ki: “Yoksa Allah’ı bırakıp da size hiçbir faydası olmayan ve zararı defedemeyen şeylere mi ibadet/kulluk ediyorsunuz?”
Ayet: 67Sayfa: 326
“Size de Allah’ın dışında ibadet ettiklerinize de yuh olsun! Akletmez misiniz?”
Ayet: 98Sayfa: 329
Şüphesiz ki sizler ve Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, cehennemin odunusunuz. Sizler oraya gireceksiniz.
Ayet: 99Sayfa: 329
Şayet bunlar, (iddia ettiğiniz gibi) ilah olmuş olsalardı oraya girmezlerdi. Ve hepsi orada ebedî kalacaktır.
Ayet: 100Sayfa: 329
Orada onlara, zorlanarak nefes almak vardır. Ve orada işitmezler de.
Ayet: 11Sayfa: 332
İnsanlardan öylesi vardır ki Allah’a kıyısından köşesinden (şüphe içinde, ayağı sağlam basmadan) kulluk eder. Şayet ona bir hayır erişirse, onunla mutmain olur. Ona bir fitne/imtihan erişirse yüz üstü çevrilir (eski hâline döner). Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte bu, apaçık bir hüsrandır.
Ayet: 12Sayfa: 332
Allah’ı bırakıp, kendisine hiçbir fayda ve zarar veremeyecek şeye dua eder. Bu, uzak sapıklığın ta kendisidir.
Ayet: 13Sayfa: 332
Zararı, yararından daha yakın olana dua eder. O, ne kötü bir dost ve ne kötü bir arkadaştır.
Ayet: 62Sayfa: 338
Böyle işte… Allah, (hak ve hakikatin kaynağı) El-Hak olanın ta kendisidir. O’nun dışında dua ettikleri batılın ta kendisidir. Kuşkusuz ki Allah, (zatı ve sıfatları en yüce olan) El-Aliy, (en büyük olan) El-Kebîr’dir.
Ayet: 71Sayfa: 339
Allah’ı bırakıp da hakkında hiçbir delil indirmediği ve hiçbir bilgiye sahip olmadıkları şeylere ibadet ediyorlar. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Ayet: 73Sayfa: 340
Ey insanlar! Bir örnek verildi, (dikkatle) dinleyin. Şüphesiz ki Allah’ı bırakıp da dua ettikleriniz, bir araya toplansalar bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey çekip alacak olsa onu (sineğin elinden) kurtaramazlar. İsteyen de zayıf kaldı, istenen de…
Ayet: 3Sayfa: 359
(Buna rağmen) O’nu bırakıp hiçbir şey yaratamayan, kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile fayda ve zarar veremeyen; ölüm, yaşam ve yeniden diriltmeye malik olmayan ilahlar edindiler.
Ayet: 55Sayfa: 363
Allah’ı bırakıp, kendilerine fayda ve zararı olmayan şeylere ibadet ediyorlar. Kâfir, (şeytanın yanında saf tutup, ona uyarak) Rabbine karşı çıkandır.
Ayet: 70Sayfa: 369
Hani babasına ve kavmine, “Neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.
Ayet: 71Sayfa: 369
Demişlerdi ki: “Putlara ibadet ediyor ve kesintisiz onlara ibadetimizi sürdürüyoruz.”
Ayet: 91Sayfa: 370
Cehennemse azgınlar (görsün diye iyice) açığa çıkarılır.
Ayet: 92Sayfa: 370
Onlara, “Nerede ibadet ettikleriniz?” denir.
Ayet: 93Sayfa: 370
“Allah’ın dışında… Size yardım edebilirler mi? Ya da kendilerine yardımları olur mu?”
Ayet: 64Sayfa: 392
Denilir ki: “Çağırın ortaklarınızı.” Çağırırlar, fakat kendilerine cevap veremezler. Azabı da görürler. Hidayet bulmuş olsalardı (ne kaybederlerdi)?
Ayet: 17Sayfa: 397
“Siz, ancak Allah’ı bırakıp birtakım putlara ibadet ediyor ve aslı astarı olmayan yalanlar uyduruyorsunuz. Şüphesiz ki Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, size rızık verme gücüne sahip değiller. Rızkı Allah’ın yanında arayın. O’na ibadet edin ve O’na şükredin. (Çünkü sonunda) O’na döndürüleceksiniz.”
Ayet: 12Sayfa: 404
Kıyametin kopacağı gün, suçlu günahkârlar tüm ümitlerini yitirmişlerdir.
Ayet: 13Sayfa: 404
(Allah’a) ortak koştuklarından hiçbiri onlara şefaatçi olmayacak, hatta ortaklarını inkâr edeceklerdir.
Ayet: 28Sayfa: 406
(Tevhid ve şirki anlamanız için) size, kendi nefislerinizden bir örnek verdi: Köleleriniz arasında size verdiğimiz rızka ortak olan, kendinizden korktuğunuz gibi onlardan korktuğunuz, sizinle eşit olanlar var mıdır? Akleden bir toplum için ayetleri işte böyle açıklarız..
Ayet: 40Sayfa: 407
Allah sizi yarattı, sonra rızık verdi; sonra sizi öldürür, sonra da diriltir. Ortaklarınız arasında bunlardan herhangi birini yapabilecek olan var mıdır? O (Allah), onların şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.
Ayet: 11Sayfa: 410
Bu, Allah’ın yarattığıdır. Gösterin (bakalım) O’nun dışındakiler (tasarruf sahibi olduğuna inandığınız putlar, şefaatçiler, veliler, salihlerin ruhaniyeti) neler yaratmış? (Hayır, öyle değil!) Bilakis zalimler, apaçık bir sapıklık içerisindelerdir.
Ayet: 30Sayfa: 413
Böyle işte… Allah, El-Hak olanın ta kendisidir. O’nun dışında dua ettikleri batılın ta kendisidir. Kuşkusuz ki Allah, (zatı ve sıfatları en yüce olan) El-Aliy ve (en büyük olan) El-Kebîr’dir.
Ayet: 22Sayfa: 429
De ki: “Haydi! Allah’ın dışında (ilah olduğunu) zannettiklerinizi çağırın (bakalım)!” Onların göklerde ve yerde zerre ağırlığınca sahip oldukları bir şey yoktur. O ikisinde bir ortaklıkları da yoktur. (Allah’ın) onlardan yardımcı/destek edindiği kimse de yoktur.
Ayet: 13Sayfa: 435
Geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar. Güneş’i ve Ay’ı emre amade kılmıştır. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte bu, sizin Rabbiniz olan Allah’tır. Hâkimiyet/Egemenlik yalnızca O’na aittir. O’nun dışında dua ettikleriniz, kıl kadar dahi bir şeye sahip değildir.
Ayet: 14Sayfa: 435
Onlara dua etseniz, duanızı işitmezler. İşitseler bile, size cevap veremezler. Kıyamet Günü şirkinizi reddederler. (Her şeyden haberdar olan) Habîr gibi kimse sana haber veremez.
Ayet: 40Sayfa: 438
De ki: “Allah’ın dışında dua ettiğiniz ortaklarınız hakkında görüşünüz nedir? Gösterin bana yeryüzünde ne yaratmışlar?” Yoksa onların, göklerde ortaklığı mı vardır? Ya da onlara bir kitap vermişiz de onlar apaçık bir belge üzere midirler? (Hayır, öyle değil!) Bilakis zalimler, birbirlerine aldatmadan başka bir şey vadetmiyorlar.
Ayet: 23Sayfa: 440
“O’nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Rahmân, benim için bir zarar dileyecek olsa onların şefaati hiçbir fayda vermez, hem beni kurtaramazlar da.”
Ayet: 74Sayfa: 444
Kendilerine yardım olunur umuduyla, Allah’ın dışında ilahlar edindiler.
Ayet: 75Sayfa: 444
(İlah edindikleri) onlara yardıma güç yetiremez. Onlarsa (müşriklerin kendisi), ilah edindikleri için hazır edilmiş askerlerdir.
Ayet: 91Sayfa: 448
(Kimseler kalmayınca) onların ilahlarına yöneldi ve “(Şu yemeklerden) yemez misiniz?” dedi.
Ayet: 92Sayfa: 448
“Ne oluyor size? Konuşmuyorsunuz.”
Ayet: 93Sayfa: 448
(Derken) onlara yöneldi ve sağ eli ile bir darbe indirdi.
Ayet: 94Sayfa: 448
(İnsanlar) acele ile ona yöneldiler.
Ayet: 95Sayfa: 448
Dedi ki: “Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?”
Ayet: 96Sayfa: 448
“Oysa sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.”
Ayet: 123Sayfa: 449
Şüphesiz ki İlyâs, gönderilmiş resûllerdendir.
Ayet: 124Sayfa: 449
Hani kavmine, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.
Ayet: 125Sayfa: 449
“Siz Ba’l (putuna) dua edip, yaratanların en güzeli olan (Allah’ı) terk mi ediyorsunuz?”
Ayet: 38Sayfa: 461
Onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan hiç kuşkusuz, “Allah.” derler. De ki: “Gördünüz mü Allah’ın dışında dua ettiklerinizi? Şayet Allah benim için bir zarar dileyecek olsa onlar mı O’nun zararını giderecek? Ya da benim için rahmet dilediğinde, onlar mı O’nun rahmetine engel olacak?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler, yalnızca O’na tevekkül etsinler.”
Ayet: 43Sayfa: 462
Yoksa Allah’ın dışında şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Onlar (şefaat yetkisine) sahip olmasalar ve (sizin onlara olan ibadetinize) akıl erdiremeseler dahi (yine de onları şefaatçi mi edineceksiniz)?”
Ayet: 20Sayfa: 468
Allah, hak ile hükmeder. Allah’ın dışında dua ettikleriyse hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz ki Allah (evet O), (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semî’ ve (her şeyi gören) El-Basîr’dir.
Ayet: 42Sayfa: 471
“Beni, Allah’ı inkâra ve hakkında bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Oysa ben, sizleri El-Azîz ve El-Ğaffâr (olan Allah’a) davet ediyorum.”
Ayet: 43Sayfa: 471
“Çare yok! Beni kendisine çağırdığınız şeyin, dünyada da ahirette de karşılığı ve değeri yoktur. Dönüşümüz Allah’adır. Haddi aşanlar, onlar ateşin ehlilerdir.”
Ayet: 73Sayfa: 474
Sonra onlara denir ki: “Hani, nerede ortak koştuklarınız?”
Ayet: 74Sayfa: 474
“Allah’ın dışında…” Derler ki: “Kaybolup gittiler. (Hakikatte) biz hiçbir şeye dua etmiyormuşuz.” İşte Allah, kâfirleri böyle saptırır.
Ayet: 47Sayfa: 481
Kıyamet bilgisi Allah’a döndürülür/O’na havale edilir. O’nun bilgisi olmaksızın meyve tomurcuğundan çıkmaz. Hiçbir kadın gebe kalmaz ve doğum yapmaz. “Nerede ortaklarım?” diye sesleneceği gün diyecekler ki: “Sana ilan edip bildiriyoruz ki bizden (senin ortağın olduğuna dair) şahitlik edecek hiç kimse yok.”
Ayet: 48Sayfa: 481
Daha önceden dua ettiklerinin tamamı kaybolup gitti. Ve hiçbir kaçışlarının olmadığını kesin bir bilgiyle anladılar.
Ayet: 21Sayfa: 484
Yoksa, Allah’ın izin vermediği şeyleri, kendilerine dinden şeriat kılan/kanun yapan ortakları mı var? Şayet (azaplarının kıyamete erteleneceğine dair) kesin bir söz olmasaydı elbette, aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz ki zalimlere can yakıcı bir azap vardır.
Ayet: 86Sayfa: 494
Onun dışında dua ettikleri, şefaat yetkisine sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler müstesna.
Ayet: 4Sayfa: 501
De ki: “Gördünüz mü, Allah’ın dışında dua ettiklerinizi? Gösterin bana yerde ne yaratmışlar, yoksa onların göklerde ortaklığı mı var? Şayet doğru sözlülerden iseniz, bu (Kur’ân’dan) önceki bir kitap ya da ilimden geriye kalan bir eser getirin bana.”
Ayet: 5Sayfa: 501
Allah’ı bırakıp, kıyamete kadar (dualarına) icabet edemeyecek olanlara dua edenden daha sapık kim olabilir? O (dua ettikleri), onların dualarından habersizlerdir.
Ayet: 6Sayfa: 502
İnsanlar (diriltilip) bir araya toplandıklarında, (dua ettikleri) kendilerine düşman kesilir ve onların ibadetlerini inkâr ederler.
Ayet: 28Sayfa: 504
Allah’ı bırakıp da (kendilerini Allah’a) yaklaştırsın diye ilah edindikleri varlıkların, onlara yardım etmesi gerekmez miydi? Bilakis, (azap ânında) kaybolup gittiler. Bu (ilahların yardım ettiği iddiası), onların yalanları ve uydurdukları iftiralarıdır.
Ayet: 19Sayfa: 525
Lât ve Uzzâ’yı gördünüz mü? (Nerede kudreti sonsuz olan Allah, nerede kendisine dahi faydası olmayan bu putlar?)
Ayet: 20Sayfa: 525
Ve üçüncüleri olan Menât’ı.
Ayet: 21Sayfa: 525
Erkek (çocuklar) sizin, dişi (çocuklar) O’nun öyle mi?
Ayet: 22Sayfa: 525
Öyleyse bu, adil olmayan insafsız bir paylaştırmadır.
Ayet: 23Sayfa: 525
(Lat, Menat, Uzza gibi isimler) sizin ve babalarınızın koyduğu, Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği isimlerdir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin arzusuna uyarlar. Oysa andolsun ki onlara, Rabblerinden hidayet gelmiştir.